DMN Hukuk logosu

Vasiyetnamenin İptali Davası: Mevzuat Hükümleri, Güncel Yargıtay Kararları ve Doktrin

Vasiyetnamenin iptali davasının TMK m. 557-559'da düzenlenen geçersizlik sebepleri ve usulü güncel Yargıtay içtihadı ışığında incelenmektedir.

Tüm makaleler

Mevzuat hükümleri, güncel Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşleri esas alınarak hazırlanmıştır

I. Giriş ve Hukuki Nitelik

Vasiyetnamenin iptali davası, ölüme bağlı bir tasarrufun kanunda sınırlı sayıda öngörülen geçersizlik hâllerinden birine dayanılarak geçmişe etkili şekilde ortadan kaldırılmasını amaçlayan, çekişmeli ve inşai (yenilik doğurucu) nitelikte bir davadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2024 tarihli, E. 2023/4090 ve K. 2024/1381 sayılı ilâmında, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin uyuşmazlıkta ilgili hukuk kuralları olarak "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 556, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri" gösterilmiştir.

Vasiyetnamenin açılması işleminden farklı olarak, iptal davasında mahkeme tasarrufun maddi geçerliliğini kanunda sayılan sebepler çerçevesinde denetler ve gerektiğinde tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline karar verir. Vasiyetnamenin usulünce açılıp okunmuş olması, aşağıda açıklandığı üzere, iptal davasının görülebilmesi için bir ön koşuldur.

II. İptal Sebepleri: Sınırlı Sayı (Numerus Clausus) İlkesi

Vasiyetnamenin hukuk aleminde sonuç doğurabilmesi için kanunda düzenlenmiş olan koşullara uygun olması gerekmekte ve vasiyetin vasiyetçinin iradesine uygun olması gerekmektedir. Aksi halde vasiyetnamenin iptali söz konusu olabilecektir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesi uyarınca, aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir: "1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa, 2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, 3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise, 4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.10.2022 tarihli, E. 2020/231 ve K. 2022/1258 sayılı ilâmında bu sebeplerin sınırlı sayıda olduğu teyit edilmiştir: "Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesinde vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup, bunlar; ehliyetsizlik, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlâka aykırı olması ve tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması hâlleridir." Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2024 tarihli, E. 2024/334 ve K. 2024/1014 sayılı ilâmında da aynı kural yinelenmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2023 tarihli, E. 2022/445 ve K. 2023/1362 sayılı ilâmının "İlgili Hukuk" bölümünde aktarılan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.09.2013 tarihli, 2013/12637 Esas, 2013/11957 Karar sayılı kararında, "Ölüme bağlı tasarruflardaki iptal sebepleri TMK.'nun 557. maddesinde sınırlı bir şekilde sayılmıştır" denilmiş ve ölüme bağlı tasarruflarda butlan yaptırımının bulunmamasının "favor testamenti" prensibinden kaynaklandığı belirtilmiştir.

Ehliyetsizlik (TMK m. 557/1): Ehliyeti olmayan kişinin veya ehliyeti olmak birlikte vasiyetnamenin düzenlendiği esnada ehliyetsiz olan kişinin yapacağı vasiyetnamenin iptali istenebilir. Tasarruf ehliyetinin nispi bir kavram olması, kişiye ve işleme göre değerlendirme yapılmasını gerektirir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2023 tarihli ilâmında; "Hele fiil ehliyetinin nispi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır" tespiti yapılmıştır.

İrade Sakatlıkları (TMK m. 557/2): Yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılan tasarruflar bu kapsamda iptal edilebilir. Zira bu durumların varlığı halinde vasiyetçinin iradesine uygun olmadığı kabul edilir.

Hukuka ve Ahlâka Aykırılık (TMK m. 557/3): Tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin emredici hukuk kurallarına, kişilik haklarına veya genel ahlâka aykırı düşmesi hâlinde iptal söz konusu olur. Vasiyetname de neticede bir hukuki işlemdir. Diğer tüm hukuki işlemler gibi emredici hukuk kurallarına, kişilik haklarına ve genel ahlaka uygun olmalıdır.

Şekil Eksikliği (TMK m. 557/4): Resmi, el yazılı veya sözlü vasiyetnameler için kanunun aradığı geçerlilik şekillerine uyulmaması, aşağıda ayrıca ele alınan özel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

III. Şekil Şartlarına İlişkin Özel Hükümler

Okur Yazar Olmayan veya İmzalayamayanların Resmî Vasiyetnamesi (TMK m. 535): "Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar." Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 22.01.2018 tarihli, E. 2017/17153 ve K. 2018/390 sayılı kararında, "TMK.nun 535. maddesindeki öngörülen ilkeler geçerlilik şartıdır. Bunlardan birinin eksikliği vasiyetnameyi geçersiz kılar" tespiti yapılmıştır.

Düzenlemeye Katılma Yasağı (TMK m. 536): "Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar. Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz." TMK m. 558/3 uyarınca bu tür bir şekle aykırılık hâlinde tasarrufun tamamı değil, yalnızca yasaklı kişilere ve yakınlarına yapılan kazandırmalar iptal edilir.

El Yazılı Vasiyetname Şartları (TMK m. 538): "El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur." Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.06.2025 tarihli, E. 2024/5099 ve K. 2025/3183 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin, dosyaya celp edilen el yazılı vasiyetnamede düzenleme tarihine ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı ve metnin el yazısıyla değil bilgisayar ortamında yazıldığının anlaşıldığı belirtilerek tasarrufun şekil şartları yönünden eksik ve geçersiz olduğu gerekçesiyle verdiği kabul kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

IV. Dava Hakkı, Taraflar ve İptalin Kapsamı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 558. maddesi uyarınca:

"İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir. İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir."

Buna göre davacı sıfatı, tasarrufun iptalinde doğrudan hukuki menfaati bulunan yasal mirasçılara, atanmış mirasçılara veya önceki vasiyetnameyle kendilerine hak tanınmış vasiyet alacaklılarına aittir. Davalı taraf ise iptali istenen tasarruftan yararlanan mirasçılar, vasiyet alacaklıları veya üçüncü kişilerdir; noter veya sulh mahkemesi davalı gösterilemez.

Ön ve art mirasçılık gibi mirasçılık nasıplarına ilişkin düzenlemelerin denetiminde de aynı ilkeler uygulanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2024 tarihli, E. 2024/334 ve K. 2024/1014 sayılı ilâmında aktarılan Dairenin 22.06.2023 tarihli bozma ilamında, vasiyetnamede belirtilen ön mirasçı-art mirasçı nasbına ilişkin mirasçılık ve şartların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 521 inci ve devamı maddelerine uygun olup iptale ilişkin bir husus bulunmadığı tespit edilmiş; 21.02.2024 tarihli ilâmla bozmaya uyularak verilen ret kararı onanmıştır.

V. Hak Düşürücü Süreler ve Def'i Yolu (TMK m. 559)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesi uyarınca:

"İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir."

  • Sübjektif süre (1 yıl) — Davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahipliğini öğrendiği tarih
  • Objektif üst süre (iyiniyetli davalı) (10 yıl) — Vasiyetnamenin açılma tarihi
  • Objektif üst süre (iyiniyetli olmayan davalı) (20 yıl) — Vasiyetnamenin açılma tarihi
  • Def'i yolu (hükümsüzlük) (Süreye tabi değil) — Her zaman ileri sürülebilir

Buradaki süreler hak düşürücü sürelerdir. Mahkemece resen gözetilmelidir.

Sübjektif bir yıllık sürenin başlangıcına ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.10.2022 tarihli ilâmında; "Vasiyetname usulünce açılıp ilgililere tebliğ edilmeden yukarıda anılan maddede gösterilen hak düşürücü süreler işlemeye başlamaz" ve "Yerleşik Yargıtay uygulamasında ... bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, vasiyetnamenin açılıp okunduğu tarih veya hazır olmayanlar için tebliğ tarihi kabul edilmektedir" denilmektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 05.11.2025 tarihli, E. 2025/4925 ve K. 2025/4691 sayılı ilâmında, iptal davasının TMK m. 559'da belirtilen bir yıllık yasal sürede açılmadığı ve "hak düşürücü süreye ilişkin düzenlemenin kamu düzeninden olup re'sen nazara alınmasının gerektiği" gerekçesiyle davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2024 tarihli, E. 2022/7184 ve K. 2024/746 sayılı ilâmında ise, vasiyetnamenin öğrenme tarihi ile iptal davasının açıldığı tarih arasında bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

Hükümsüzlük hâli ise TMK m. 559/2 uyarınca, kendisine karşı tasarrufun ifası talep edilen kişiler tarafından herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman def'i yoluyla ileri sürülebilir; bu imkân özellikle vasiyet alacaklısının açtığı tenfiz davalarında önem taşır.

VI. Açılma İşleminin Bekletici Mesele Niteliği

Vasiyetnamenin iptali davasının görülebilmesi için, dava konusu tasarrufun sulh hukuk mahkemesince usulünce açılıp okunmuş olması bir ön koşuldur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 19.06.2014 tarihli, E. 2014/6900 ve K. 2014/9958 sayılı ilâmında, "İptal davasının incelenebilmesi için öncelikle dava konusu edilen bu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı konusunda araştırma yapılmalıdır" denilmiş ve "mahkemece, belirtilen vasiyetnamenin açılması usulünce sağlandıktan sonra bu davaya devam edilmek üzere bekletici mesele yapılarak ... sonucuna göre hüküm kurulması" gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 18.11.2015 tarihli, E. 2015/15035 ve K. 2015/18269 sayılı kararında, "Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar" ve "Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir" denilmiştir.

Bekletici meselenin şartları Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 30.11.2016 tarihli, E. 2016/16629 ve K. 2016/13682 sayılı ilâmında; "

a- Bekletici sorun yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması,

b- İki dava arasında bağlantı bulunması" olarak sıralanmıştır.

VII. Ehliyetsizlik ve İrade Sakatlığı İddialarında İspat Kuralları

Vasiyet edenin ehliyetsizliği veya irade sakatlığı iddialarında Adli Tıp Kurumu raporları ve somut deliller belirleyicidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 28.09.2023 tarihli, E. 2022/2657 ve K. 2023/4230 sayılı kararında, Adli Tıp raporu uyarınca ehliyetsizlik iddiasına dayalı vasiyetnamenin iptali talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2025 tarihli, E. 2024/2398 ve K. 2025/799 sayılı kararında da, ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek verilen ret kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2024 tarihli, E. 2023/1930 ve K. 2024/2549 sayılı ilâmında, ilk derece mahkemesince vasiyetnamenin şekil şartına uygun olarak düzenlendiği ve mirasbırakanın düzenleme tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu kabul edilerek verilen ret kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

Tenkis ve paylaştırma bakımından aynı ilâmda, TMK m. 560/2 uyarınca "Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır" hükmüne işaret edilerek, vasiyetnamenin tüm mirasçıları kapsayacak şekilde paylaştırma niteliğinde düzenlenmiş olduğu durumların bu çerçevede değerlendirileceği belirtilmiştir.

VIII. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise TMK m. 576 ve HMK m. 11 hükümleri uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu husus, mirasın açılma işleminin görüldüğü sulh hukuk mahkemesinden farklı bir görev ve yargı çevresi düzenlemesi olup, davanın hangi mahkemede açılacağının tespitinde gözden kaçırılmaması gereken bir noktadır.

IX. Muris Muvazaası İddiasının Vasiyetnamelerde İleri Sürülemeyeceği

Uygulamada mirasçılar zaman zaman "muris muvazaası" gerekçesiyle vasiyetnamenin iptalini talep etmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı yalnızca sağlararası ivazsız temliklerin (örneğin satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altında yapılan devirlerin) muvazaa iddiasıyla iptaline ilişkindir. Ölüme bağlı tasarruflar niteliği gereği tek taraflı ve ivazsız olduğundan, vasiyetnameler hakkında muris muvazaası hukuksal sebebine dayanılarak iptal kararı verilemez. Bu yöndeki iddialar ancak TMK m. 557'deki sınırlı iptal sebepleri veya TMK m. 560 vd. tenkis hükümleri çerçevesinde ileri sürülüp denetlenebilir.

X. Doktrindeki Tartışmalı Alanlar

Doktrinde, açılma duruşmasında ilgililerce tutanağa geçirilen "kabul etmiyorum, vasiyetname geçersizdir" mahiyetindeki sözlü itirazların hukuki değeri tartışılmaktadır. Bir görüşe göre bu tür beyanlar mirasçılık belgesi verilmesini geciktirebilir; doktrindeki baskın görüşe göre ise açılma hâkimi önünde yapılan bu itiraz, harcı yatırılarak usulünce açılmış müstakil bir dava niteliği taşımadığından tek başına vasiyetnamenin iptali sonucunu doğurmaz, hak düşürücü süreyi kesmez ve ilgilinin asliye hukuk mahkemesinde ayrıca iptal davası açmasını gerekli kılar.

Yine, sulh mahkemelerince açılma kararlarına vurulan "kesinleşme şerhi"nin yarattığı belirsizlik doktrinde tartışılmaktadır. Bu şerhin, vasiyetnamenin hukuken geçerli ve itiraz edilemez hale geldiği anlamına geldiği yönündeki uygulama yanılgısına karşılık; doktrinde hâkim olan görüş, bu kesinleşmenin yalnızca tebligat işlemlerinin ikmal edildiğini ve açılmaya ilişkin çekişmesiz yargı dosyasının usulen kapandığını gösterdiği, vasiyetnamenin maddi geçerliliğine dair kesin hüküm teşkil etmediği yönündedir.

Ayrıca TMK m. 596 kapsamında "ilgili" kavramının kapsamına ilişkin görüş ayrılığı, açılma aşamasında kimlerin çağrılması gerektiği sorusunu iptal davasındaki taraf teşkili bakımından da etkilemektedir; geniş yorumu benimseyen görüş atanmış mirasçıları ve vasiyet alacaklılarını da kapsama dahil ederken, dar yorum yalnızca resmi kayıtlardan tespit edilebilen mirasçılarla sınırlı bir çağrı yükümlülüğü öngörmektedir.

XI. Sonuç

Vasiyetnamenin iptali davası, TMK m. 557'de sınırlı sayıda öngörülen ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlâka aykırılık ve şekil eksikliği sebeplerinden birine dayanılarak asliye hukuk mahkemesinde açılan çekişmeli ve inşai nitelikte bir davadır. Davanın görülebilmesi için, dava konusu vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesince usulünce açılıp okunmuş olması bir ön koşul (bekletici mesele) teşkil eder. Dava açma hakkı, tasarrufun, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık; vasiyetnamenin açılmasından itibaren iyiniyetli davalılara karşı on, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıllık kesin hak düşürücü sürelere tabidir; bu süreler kamu düzeninden olup mahkemece re'sen gözetilir. Buna karşılık hükümsüzlük iddiası, tenfiz talebine karşı her zaman def'i yoluyla ileri sürülebilir. Ehliyetsizlik ve irade sakatlığı iddialarında Adli Tıp Kurumu raporları ve somut deliller belirleyici olup, soyut tanık beyanları tek başına iptal kararı için yeterli görülmemektedir; şekil eksiklikleri ise resmi senet ve vasiyetname metni üzerinden doğrudan tespit edilmektedir. Vasiyetnameler bakımından muris muvazaası hukuksal sebebine dayanılamayacağı, bu yöndeki iddiaların ancak TMK m. 557'deki sınırlı sebepler veya tenkis hükümleri çerçevesinde değerlendirilebileceği yerleşik içtihatla benimsenmiştir.

Tüm makaleler