Çalışma Alanı
İş Hukuku
İşçi ve işveren uyuşmazlıkları, kıdem–ihbar alacakları, işe iade ve arabuluculuk.
İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan hak ve yükümlülükleri düzenleyen, temel kaynağını 4857 sayılı İş Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerinden alan bir hukuk dalıdır. İş sözleşmesinin kurulması, tarafların hak ve borçları, sözleşmenin feshi ve fesih sonucunda doğan tazminat ve alacak talepleri, bu alanın başlıca uygulama konularını oluşturur.
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasında kıdem ve ihbar tazminatı alacakları yer almaktadır. Kıdem tazminatına ilişkin hüküm halen yürürlükte olan 1475 sayılı (mülga) İş Kanunu'nun 14. maddesinde, ihbar süreleri ve ihbar tazminatı ise 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinde düzenlenmiştir. Bu alacakların doğumu, iş sözleşmesinin sona erme şekline ve işçinin kıdemine göre değişen şartlara bağlıdır.
İş güvencesi kapsamında, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ila 21. maddeleri uyarınca, otuz veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde en az altı aylık kıdemi bulunan işçinin iş sözleşmesinin geçerli bir sebep gösterilmeksizin feshedilmesi hâlinde, işçi işe iade talebiyle dava açabilir. Mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmakla ya da işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü olur.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ile tazminat talepleri ve işe iade talepli davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu süreçlerin güncel mevzuat ve Yargıtay kararları ışığında yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

