DMN Hukuk logosu

Trafik Kazalarında Araç Hasarı Tazminatı: Mevzuat Hükümleri ve Güncel Yargıtay Kararları

Trafik kazalarından doğan araç hasarı, değer kaybı ve araç mahrumiyeti taleplerinde sorumluluk rejimi, hasar bedelinin tespiti, dava şartı, zamanaşımı ve usul hükümleri; ilgili mevzuat ve güncel Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tüm makaleler

Mevzuat hükümleri ve güncel Yargıtay içtihatları esas alınarak hazırlanmıştır

I. Giriş ve Normatif Çerçeve

Motorlu araçların karıştığı trafik kazalarından kaynaklanan araç hasarı, değer kaybı ve araç mahrumiyeti gibi maddi tazminat uyuşmazlıkları; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartları hükümleri dairesinde çözümlenmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2024 tarihli, 2022/7933 Esas ve 2024/3433 Karar sayılı ilamında, zincirleme kazadan kaynaklanan tazminat istemlerinde uygulanacak normatif çerçeve, kararın "İlgili Hukuk" başlığı altında; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri" olarak ortaya konulmuştur.

Doktrinde de araç hasarı tazminat taleplerinin tek bir malvarlığı zararından ibaret olmadığı, somut uyuşmazlığın niteliğine göre doğrudan onarım gideri, tam hasar/ekonomik pert bedeli, değer kaybı, makul çekici ve muhafaza masrafları ile ikame araç (araç mahrumiyeti/kazanç kaybı) gibi farklı hukuki rejimlere tabi zarar kalemlerini bünyesinde barındırdığı kabul edilmektedir. Zarar gören malik; kazaya sebebiyet veren araç sürücüsüne, motorlu araç işletenine, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısına (ZMSS) ve teminatı aşan kısımlar yönünden İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısına (İMMS) başvurma hakkına sahiptir.

II. Sorumluluk Rejimi ve Tarafların Hukuki Statüsü

A. Araç Sürücüsünün Haksız Fiil Sorumluluğu

Kazaya sebebiyet veren sürücünün hukuki sorumluluğu, TBK'nin 49 ve devamı maddelerinde düzenlenen kusur sorumluluğuna dayanır. TBK m. 49 hükmüne göre "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." TBK m. 50 uyarınca ise zararın ve zarar verenin kusurunun ispatı zarar görene aittir.

Sürücü, kazanın oluşumundaki kusuru oranında meydana gelen doğrudan hasar, değer kaybı ve kazanç kaybı/ikame araç gideri dahil tüm zararlardan şahsen sorumludur.

B. Araç İşletenin Tehlike Sorumluluğu

KTK'nin 85. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu paraleldir.

İşleten, ancak KTK'nin 86. maddesi gereğince kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

C. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının (ZMSS) Sorumluluk Sınırları

KTK'nin 91/1. maddesi gereğince işletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. İşleten, sürücü ve sigorta şirketi zarar görene karşı müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Sigortacının sorumluluğu, poliçe teminat limitiyle sınırlıdır ve bakiye limit doğru tespit edilmelidir.

D. İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısının (İMMS), Kaskonun ve Müşterek Sigortanın Statüsü

İMMS, ZMSS limitini aşan zararlar için devreye girmekte olup iki sigorta arasında sıralı bir sorumluluk ilişkisi mevcuttur. Yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.

Aynı menfaatin birden fazla sigortacı tarafından temin edilmesi durumunda TTK'nin 1466. maddesi işletilir. Burada müşterek sigorta hükümleri uygulanmalıdır. Müşterek sigortada zarar görenin zararın tamamını tek bir sigortacıdan talep edemeyecek, her sigorta şirketi yalnızca kendi payına düşen tutardan sorumlu olacaktır.

Kasko sigortalarında kural olarak doğrudan hasar karşılanmakta olup değer kaybı, ancak poliçede açıkça düzenlenmişse teminat kapsamındadır.

III. Hasar Bedelinin Tespiti ve Gerçek Zarar İlkesi

Zarar gören, haksız fiil sorumlularından kaza nedeniyle uğradığı gerçek zararın tazminini isteyebilir.

Hasar bedelinin tespitinde tamirin ekonomik olup olmadığı öncelikle irdelenmelidir.

Hasarın giderilmesi için onarımın fiilen yapılmış olması şart değildir. Onarım bedelinde ise toplam hasar tutarının orijinal parça kullanılarak fen ve sanat kurallarına göre onarılması durumunda ortaya çıkan gerçek maliyet esas alınır.

IV. Araç Değer Kaybı Tazminatı ve Hesaplama Esasları

Kaza sonucu hasarlanan bir aracın onarımı yetkili servislerde orijinal parçalarla yapılsa dahi araç piyasa rayicinde değer kaybı oluşmaktadır. Araç tamamen onarılsa dahi tahribatın izlerini taşımaya devam edecektir. Onarılmış haldeki değerinin kural olarak hasarsız emsaline göre düşük kaldığı ve bu değer kaybı anlamına gelmektedir. Trafik sigortası, kazada kusurlu tarafın neden olduğu değer kaybını limit dahilinde karşılamakla yükümlüdür.

Değer kaybının hesaplanmasında, KTK'nin 90. maddesindeki ZMSS Genel Şartları'na yapılan atfın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin belirleyici etkisi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli, E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararıyla KTK m. 90'ın birinci cümlesinde yer alan "…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…" ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan "…ve genel şartlarda…" ibaresi Anayasa'ya aykırı bulunarak oyçokluğuyla iptal edilmiştir. Bu iptal kararı sonrasında, tazminat hesabında idari nitelikteki Genel Şartlar'a doğrudan öncelik tanıyan uygulama terk edilmiştir.

V. Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç / Kazanç Kaybı) ve Manevi Tazminat

Aracın onarım süresince kullanılamamasından doğan ikame araç gideri, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kayıpları dolaylı zarar niteliğinde olup ZMSS Genel Şartları uyarınca trafik sigortası teminatı dışındadır. Bu zararlar yalnızca kazada kusuru bulunan araç sürücüsü ve işletenden talep edilebilir.

Mahrumiyet ve kazanç kaybı zararının hesaplanmasında aracın makul onarım süresi belirlenmeli ve kaza olmasaydı da yapılacak zorunlu giderler mahsup edilmelidir. Hasara uğrayan aracın markası, özellikleri, model yılı ve hasarın ağırlığı dikkate alınarak objektif bir onarım süresi belirlenmesi ve bu süre içinde emsal bir araç için yapılacak masrafın (zorunlu giderler indirildikten sonra) tespit edilmesi gerekir.

KTK m. 92/(f) uyarınca manevi tazminata ilişkin talepler zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 09.07.2025 tarihli, E. 2025/214, K. 2025/11668 sayılı kararında aktarılan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarihli, E. 2019/2474, K. 2020/965 sayılı bozma ilamında, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 3. maddesinde manevi tazminat taleplerinin ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabileceğinin belirtildiği ve manevi tazminatın ihtiyari mali sorumluluk sigortası kapsamında olabilmesi için ayrıca ve açıkça teminat klozu olarak düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

VI. Dava Şartı: Sigorta Şirketine Yazılı Başvuru (KTK m. 97)

KTK'nin 97. maddesi gereğince zarar görenin doğrudan dava açmadan veya tahkime başvurmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması, özel bir dava şartıdır. Maddenin yürürlükteki metni; "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir" hükmünü içermekte olup, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermemesi veya cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava veya 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca tahkim yoluna gidilebilecektir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2025 tarihli, E. 2024/5975, K. 2025/12542 sayılı kararına göre, başvurunun yapıldığı ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu hâllerde bu eksiklik tamamlanabilir; eksikliğin giderilmesi için HMK m. 115/2 uyarınca kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir. Aynı Dairenin 20.04.2026 tarihli, E. 2026/3130, K. 2026/4439 sayılı kararında ise, somut olayda taraflar arasında 07.02.2024 tarihli arabuluculuk anlaşmama tutanağı bulunduğu anlaşılmakla bu durumun sigorta şirketine başvuru olarak kabul edilebileceği belirtilmiş ve davanın usulden reddine ilişkin İtiraz Hakem Heyeti kararı bozulmuştur.

VII. Temerrüt Tarihi, Faiz Başlangıcı ve Yetkili Mahkeme

KTK'nin 99. maddesi uyarınca sigortacı, hak sahibinin gerekli belgeleri ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödemeyi yapmakla yükümlüdür.

Araç işleteni ve sürücü yönünden ise faiz, haksız fiil (kaza) tarihi itibarıyla, ayrıca ihtar şartı aranmaksızın işlemeye başlar. Faiz türünün belirlenmesinde davalıya sigortalı aracın kullanım amacı esas alınır; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 09.09.2025 tarihli, E. 2025/8049, K. 2025/12093 sayılı kararına göre, aracın kullanım amacının hususi olması hâlinde avans faizine değil yasal faize hükmedilmelidir.

Bu noktada güncel bir mevzuat değişikliğinin gözetilmesi gerekmektedir: 7589 sayılı Kanun'un 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren hükümleriyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesi değiştirilmiş; sabit oranlı yasal faiz uygulamasına son verilerek, sözleşmede faiz oranı kararlaştırılmamış hallerde uygulanacak kanuni faizin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont oranının yüzde seksenine göre hesaplanacağı esası benimsenmiştir.

Yetki bakımından, HMK m. 6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir; HMK m. 16 uyarınca haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. KTK m. 110/2 uyarınca ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

VIII. Zamanaşımı ve Usul Hukukuna İlişkin Güncel Değişiklikler

Motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat talepleri, KTK'nin 109. maddesi uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi hâlinde, Türk Ceza Kanunu'ndaki daha uzun ceza zamanaşımı süreleri, KTK m. 109/2 gereğince maddi tazminat talepleri bakımından da uygulanır.

Usul hukuku bakımından önemli bir değişiklik, 7589 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleriyle gerçekleştirilmiştir. Bu değişiklikle HMK m. 107'de düzenlenen belirsiz alacak davası, 31.07.2026 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, kaldırılan 107. madde, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir; HMK m. 109/1 uyarınca ise talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. HMK m. 109'a eklenen dördüncü fıkra uyarınca; "Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir" ve artırılan kısım için zamanaşımı, ilk dava tarihi itibarıyla kesilmiş sayılır. Bu düzenleme, araç hasarı davalarında bilirkişi raporu sonrasında ortaya çıkan gerçek zarar miktarına göre talep artırımı yapılmasını, zamanaşımı def'i riski taşımaksızın mümkün kılmaktadır.

IX. Yargılamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Kusur incelemesi ve ceza dosyası çelişkilerinin giderilmesi: Kusur oranları KTK'deki kural ihlallerine göre belirlenir. Hukuk mahkemesince alınan kusur raporları ile ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde, bu çelişki giderilmeden karar verilemez.

Sigortacının bakiye teminat limitinin ve yapılan ödemelerin denetimi: Sigorta şirketinin poliçe limiti, kaza tarihi ve kaza öncesinde ya da sonrasında yaptığı kısmi ödemeler celbedilmelidir. Sigortacının sorumluluğu bakiye limitle sınırlı tutulmalı; yargılama gideri ve vekalet ücretinden de bu oranla sorumlu kılınmalıdır.

Bilirkişi raporlarının somut incelemeye dayanması: Hasar ve değer kaybı değerlendirmelerinde soyut formüller yerine kaza tarihindeki somut ikinci el serbest piyasa rayici, emsal araştırması ve parçaların orijinalliği incelenmelidir.

Sovtaj ve çift tahsilat yasağı: Tam hasar veya ekonomik pert durumunda zarar görene hem aracın serbest piyasa rayiç değerinin tamamı ödenip hem de hurda (sovtaj) araç kendisinde bırakılamaz. Hurda malikte kalacaksa güncel sovtaj bedeli rayiç değerden düşülerek bakiye tazminata hükmedilmelidir. Ağır hasar görmüş, ekonomik pert kabul edilmiş ve rayiç bedeli üzerinden tasfiye edilen araçlar için ayrıca değer kaybı tazminatı talep edilemeyeceği de bu ilkenin bir sonucudur.

X. Sonuç

Trafik kazalarından doğan araç hasarı ve değer kaybı davalarında hukuki düzen, Anayasa Mahkemesi'nin KTK m. 90'a ilişkin kısmi iptal kararı sonrasında, sigortacı lehine getirilmiş soyut idari sınırlamalardan uzaklaşarak Türk Borçlar Kanunu'nun gerçek zarar ilkesi etrafında şekillenmiştir. Sürücü, işleten, ZMSS sigortacısı ve varsa İMMS sigortacısı; doğrudan hasar, değer kaybı, araç mahrumiyeti ve manevi tazminat kalemleri bakımından farklı sorumluluk rejimlerine tabidir ve bu kalemlerin dava ve tahkim taleplerinde ayrıştırılması gerekmektedir. Dava veya tahkim öncesinde KTK m. 97 uyarınca sigorta şirketine yazılı başvurunun usulüne uygun yapılması, kusur ve hasar bilirkişi raporlarının somut piyasa verilerine dayanması, sigortacının bakiye teminat limitinin doğru tespiti ve 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun ile HMK m. 107'nin yürürlükten kaldırılması sonrasında talep artırımının HMK m. 109/4 uyarınca kısmi dava rejimi içinde yapılması, uygulamada gözetilmesi gereken başlıca hususlar olarak öne çıkmaktadır.

Tüm makaleler