DMN Hukuk logosu

Terekenin Tespiti, Defter Tutulması ve Koruma Önlemleri (TMK m. 589 vd.)

Tereke mallarının korunmasına ilişkin önlemler ve giderleri, koruma önlemi olarak defter tutulması, terekenin tespiti talebinin niteliği ve süresi, mühürleme ve resmen yönetim, mirasın reddine esas resmî defter tutulması, görevli ve yetkili mahkeme ile kanun yolu, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tüm makaleler

Mevzuat Hükümleri ve Yargıtay Kararları

Giriş

Mirasbırakanın ölümünden sonra alınacak koruma önlemleri 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun ("TMK") 589-598. maddelerinde, mirasın reddine esas olmak üzere terekenin resmî defterinin tutulması ise 619 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Aşağıda koruma önlemleri ve bunlara ilişkin giderler; koruma önlemi olarak defter tutulması; terekenin tespiti talebinin niteliği ve süresi; mühürleme ve terekenin resmen yönetilmesi; tespit kararının kapsamı; resmî defter tutulması; görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulü ve kanun yolu konuları, ilgili kanun hükümleri ve Yargıtay kararları üzerinden ele alınmaktadır.

I. Koruma Önlemleri ve Giderleri

Tereke mallarının korunmasına ilişkin önlemler TMK'nın 589. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re'sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır.

Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hâllerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir.

Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hâkimin re'sen karar verdiği hâllerde Devlet tarafından karşılanır.

Mirasbırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hâkimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.05.2010 tarihli, E. 2009/7320, K. 2010/10302 sayılı kararında "Yasal düzenlemeye göre koruma önlemlerinin alınmasını mirasçılar talep edebileceği gibi, sulh hakimi res'en de bu önlemleri almakla yükümlüdür. Res'en icrası gereken önlemlerle ilgili giderler devlet tarafından karşılanır." denilmiştir. Aynı kararda "başvuran mirasçıların terekede bulunan mal ve hakların yazımı ve defterinin tutulmasına ilişkin talepleri Türk Medeni Kanununun 590.maddesine dayandığı halde, mirasın reddine esas olmak üzere resmi defter tutma halinde uygulanabilecek olan aynı Kanunun 621.maddesindeki ilan yoluyla çağrı masraflarının yatırılmasına ilişkin ara kararının, resmi defter tutma isteğinin bulunmaması karşısında sonuç doğurmayacağı" belirtilmiş; giderlerin verilen kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle isteğin reddine ilişkin hüküm bu gerekçelerle bozulmuştur.

II. Koruma Önlemi Olarak Defter Tutulması

Koruma önlemi olarak terekenin defterinin tutulması TMK'nın 590. maddesinde düzenlenmiştir:

Aşağıdaki sebeplerden birinin gerçekleşmesi hâlinde sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir:

1. Mirasçılar arasında vesayet altına alınmış olan veya alınması gereken kimse varsa,

2. Mirasçılardan biri uzun süreden beri bulunamıyorsa ve temsilcisi de yoksa,

3. Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa,

Defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır.

III. Terekenin Tespiti Talebinin Niteliği ve Süresi

Terekenin tespiti ve defterinin tutulması talebinin, TMK'nın 619. maddesindeki bir aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedildiği bir olayda Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.04.2015 tarihli, E. 2015/2572, K. 2015/3605 sayılı kararında, "taraflar arasındaki uyuşmazlığın TMK.'nun 619. maddesi gereği terekenin resmi defterinin tutulması talebi olmayıp, terekenin korunması kapsamında; tespiti (TMK. m.589) ve defterinin tutulması (TMK. m.590) isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır." denildikten sonra "Türk Medeni Kanunu'nun 590. maddesinde yer alan bir aylık süre, hak düşürücü süre olmayıp, düzenleyici niteliktedir. Terekenin korunmasına ilişkin önlemler, hukuki niteliği bakımından mirasın kazanılması yahut mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etkiye sahip olmadığından, bu süre aşılsa bile paylaşmaya kadar her zaman istenebilir." açıklamasına yer verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.09.2018 tarihli, E. 2016/527, K. 2018/5514 sayılı kararında da "Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe veya tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır. Bu işlem, tespiti yapılan malvarlığı unsurlarının terekeye ait olduğu, tespit edilmeyenlerin de terekeye ait olmadığına delil teşkil etmez." ve "Mirasçılar, terekenin tespitine rağmen, birbirlerine yahut üçüncü kişilere karşı tespit edilmiş veya edilmemiş (deftere yazılmış veya yazılmamış) olanları ihtilaf konusu yapabilirler." denildikten sonra "Yasanın 590/3. maddesindeki bir aylık süre aşılmış olsa dahi, koruma önlemi olarak terekenin tespiti ve yazımı işlemi, olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe, terekenin paylaştırılmasına kadar talep edilebilir." sonucuna varılmıştır.

Aynı yönde, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.09.2014 tarihli, E. 2013/22642, K. 2014/17374 sayılı kararında "Terekenin tedbiren tespiti talebi bir süreye tabi olmadan her zaman istenebilir." denilmiştir.

IV. Mühürleme ve Terekenin Resmen Yönetilmesi

Tereke mallarının mühürlenmesi TMK'nın 591. maddesinde düzenlenmiştir:

Yazımı yapılan tereke mallarından gerekenler mühürlenir. Mühürlenmeyen mallar için uygun koruma önlemi alınır. Mühür altına alma yazımdan önce de yapılabilir.

Tereke mühürlenirken mirasbırakanla birlikte oturanların ihtiyaçları için gerekli eşya bir tutanakla tespit edilip güvenilir kişi olarak kendilerine bırakılır; taşınmazların onların oturmaları için zorunlu olan bölümleri, mühürlemenin dışında tutulur.

Alacaklıların istemi üzerine yapılan mühürleme, güvence altına alınan miktarla sınırlıdır. Alacaklıya güvence gösterildiği takdirde mühürleme yapılmaz, yapılmışsa kaldırılır.

Terekenin resmen yönetilmesini gerektiren hâller ise TMK'nın 592. maddesinin birinci fıkrasında şu şekilde sayılmıştır:

Aşağıdaki hâllerde sulh hâkimi re'sen mirasın resmen yönetilmesine karar verir:

1. Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması hâlinde menfaati gerektiriyorsa,

2. Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamazsa veya bir mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,

3. Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,

4. Kanunda özel olarak öngörülmüşse.

V. Tespit Kararının Kapsamı

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.11.2020 tarihli, E. 2016/16041, K. 2020/7256 sayılı kararında "Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş, terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir." denilmiş; aynı kararda mahkemece mirasbırakanın "terekeye dahil mallarının hüküm sonucunda ayrı ayrı gösterilmek suretiyle infaza elverişli şekilde hüküm kurulması gerekirken, sadece davanın kabulüne ve terekenin tespitine karar vermekle yetinilerek infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş" olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.

Vasiyetname ile kendisine bırakılan taşınmazların ve kooperatif hissesinin tespitini ve gerekli tedbirlerin alınmasını isteyen davacı vakıf lehine, vasiyetname henüz kesinleşmeden tespit, kaydın kapatılması ve terekeden el çekilmesi kararı verilen bir olayda Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.07.2015 tarihli, E. 2015/1800, K. 2015/7430 sayılı kararında, mahkemece "Henüz kesinleşmediği halde vasiyete konu taşınmazların davacı vakfa vasiyet edildiğinin tespitine, kaydın kapatılmasına ve terekeden el çekilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş" olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.

VI. Mirasın Reddine Esas Olmak Üzere Resmî Defter Tutulması

Terekenin resmî defterinin tutulması TMK'nın 619. maddesinde düzenlenmiştir:

Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir.

Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden istenir.

Mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında da etkili olur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.05.2013 tarihli, E. 2012/15543, K. 2013/13338 sayılı kararında "Mirası reddetmeye hakkı olan mirasçılar, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimine Türk Medeni Kanununun 606 maddesinde öngörülen sürelerin işlemeye başladığı tarihten itibaren bir ay içinde yapacakları sözlü veya yazılı beyanla terekenin resmi defterinin tutulmasını isteyebilirler." denilmiştir. Aynı kararda, süresi içinde yapılan resmî defter tutulması isteğine ilişkin dosyanın takip edilmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılıp açılmamış sayılması hakkında "Yasal mirasçı tarafından süresi içinde, usulünce terekenin resmi defterinin tutulması istendiği nazara alınarak Yasada ve Tüzükte belirlenen usul çerçevesinde terekenin aktif ve pasifinin belirlenerek , defterinin tutulması yönünde işlem yapılması gerekirken, davanın takip edilmediği gerekçesi ile önce dosyanın işlemden kaldırılması, üç aylık sürenin sonunda da açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı" olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.

Resmî defterin düzenlenmesi ve bilgi verme yükümlülüğü TMK'nın 620. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında şu şekilde düzenlenmiştir:

Resmî defter, sulh mahkemesi tarafından düzenlenir; bu deftere terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle yazılır.

Mirasbırakanın malî durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes, sulh mahkemesi tarafından istenilen bilgiyi vermekle yükümlüdür. Haklı bir sebep olmaksızın bilgi vermeyenler veya yanlış ya da eksik bilgi verenler, bundan doğacak zararları mirasçılara, vasiyet alacaklılarına veya üçüncü kişilere tazminle yükümlüdürler.

Alacaklı ve borçluların ilan yoluyla çağrılması TMK'nın 621. maddesinde düzenlenmiştir:

Sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını belli bir süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilân yoluyla çağırır. Çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar.

İlânda bildirimde bulunmamanın sonuçları hakkında alacaklıların dikkatleri çekilir.

Bildirim süresi, ikinci ilândan başlayarak en az bir aydır.

Defter tutmanın sona ermesi ve defter tutma giderleri TMK'nın 623. maddesinde düzenlenmiştir:

İlânda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulması sona erer ve defter, bu tarihten başlayarak tanınacak en az bir aylık süre içinde ilgililerce incelenebilir.

Defter tutma giderleri terekeden ödenir. Giderler terekeden karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.

Mirasçıların beyana çağrılması TMK'nın 626. maddesinin birinci fıkrasında, mirasçıların beyanı ise 627. maddesinde düzenlenmiştir:

Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır.

Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya resmî tasfiye istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir.

Süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.

Resmî defter tutulması talebine ilişkin bir davada Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 15.12.2020 tarihli, E. 2017/170, K. 2020/8453 sayılı kararında "mahkemece kanunda belirtilen usullere uygun araştırma yapılıp tereke defteri tutulmadan ve mirasçıların tümüne yasada belirtilen süre içerisinde mirasın tutulan defter gereğince kabul veya ret için beyana davet edilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiş" olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.

Resmî deftere göre kabulün sonuçları TMK'nın 628. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer.

Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder.

Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile sorumludur.

Deftere yazılmayan borçlar bakımından TMK'nın 629. maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:

Alacaklarını süresi içinde yazdırmayan alacaklılara karşı mirasçı, kendi kişisel mallarıyla sorumlu olmadığı gibi; terekeden kendisine geçen mallarla da sorumlu tutulamaz.

VII. Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ("HMK") 382. maddesinin ikinci fıkrasının giriş cümlesi ile (c) bendinin giriş cümlesi ve 5 ve 8 numaralı alt bentleri şu şekildedir:

Aşağıdaki işler çekişmesiz yargı işlerinden sayılır:

c) Miras hukukundaki çekişmesiz yargı işleri:

5) Tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine ulaşmasını sağlamak için önlem alınması.

8) Terekenin resmî defterinin tutulması.

Görevli mahkeme HMK'nın 383. maddesinde şu şekilde belirlenmiştir:

Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir.

Çekişmesiz yargı işlerinde uygulanacak araştırma ilkesi bakımından HMK'nın 385. maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir:

Çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir.

Yetki bakımından TMK'nın yukarıda aktarılan 589. maddesinin birinci fıkrası uyarınca koruma önlemlerini mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi alır; mirasbırakan yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüşse, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca o yerin sulh hâkimi ölümü yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir.

VIII. Kanun Yolu

HMK'nın 341. maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:

İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:

a) Nihai kararlar.

b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.11.2021 tarihli, E. 2021/2799, K. 2021/2802 sayılı kararında "Türk Medeni Kanununun 589. maddesinde düzenlenen koruma önlemlerinin, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. kısmındaki geçici hukuki korumalar niteliğinde görülmesi gerekmektedir." ve "Bölge Adliye Mahkemesinin bu konuda vereceği karar kesindir." denilmiş; TMK'nın 589. maddesinde yazılı önlemlere ilişkin kararlara karşı HMK'nın 341. maddesinin birinci fıkrası gereğince istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna varılarak uyuşmazlık bu şekilde giderilmiştir.

Temyiz bakımından HMK'nın 362. maddesinin birinci fıkrasının giriş cümlesi ile (ç) ve (f) bentleri şu şekildedir:

Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:

ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.

f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.

Sonuç

Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re'sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli önlemleri alır; önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hâkimin re'sen karar verdiği hâllerde ise Devlet tarafından karşılanır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 02.04.2015 tarihli kararında koruma önlemi olarak terekenin tespiti ve defterinin tutulması isteği, TMK'nın 619. maddesindeki resmî defter tutulması talebinden ayrı değerlendirilmiş; aktarılan kararlarda TMK'nın 590. maddesindeki bir aylık sürenin hak düşürücü nitelikte olmadığı ve tespitin, olanaksız veya yararsız hâle gelmedikçe terekenin paylaştırılmasına kadar istenebileceği kabul edilmiştir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 12.11.2020 tarihli kararında ise terekeye dâhil malların hükmün sonuç kısmında ayrı ayrı gösterilmesi aranmıştır.

Resmî defter tutulması ise mirası reddetmeye hakkı olan mirasçı tarafından, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden istenir; defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır ve resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu işlerde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 08.11.2021 tarihli kararına göre TMK'nın 589. maddesindeki önlemlere ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yolu açıktır.

Tüm makaleler