DMN Hukuk logosu

Tehdit Suçu (TCK m. 106)

Tehdit suçunun türleri, nitelikli hâller ve alacağın tahsili amacıyla tehdit, şikâyet koşulu ve şikâyet süresi, şikâyetten vazgeçme, uzlaştırma, haksız tahrik, iddianamede fiilin gösterilmesi ve yetkili mahkeme, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tüm makaleler

Mevzuat Hükümleri ve Yargıtay Kararları

Giriş

Tehdit suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ("TCK") 106. maddesinde düzenlenmiştir. Aşağıda hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ile malvarlığına veya sair bir kötülüğe yönelik tehdit arasındaki ayrım, nitelikli hâller ve alacağın tahsili amacıyla tehdit, şikâyet koşulu ve şikâyet süresi, şikâyetten vazgeçme, uzlaştırma, haksız tahrik, iddianamede fiilin gösterilmesi ve yetkili mahkeme konuları, ilgili kanun hükümleri ve Yargıtay kararları üzerinden ele alınmaktadır.

I. Kanuni Düzenleme

TCK'nın 106. maddesi şu şekildedir:

(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

Birinci fıkranın ikinci cümlesi 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenmiştir. Aşağıda yer verilen kararlarda fıkranın ikinci cümlesi olarak anılan, malvarlığına veya sair bir kötülüğe yönelik tehdide ilişkin hüküm, fıkranın güncel metninde son cümle olarak yer almaktadır.

II. Hayata, Vücut veya Cinsel Dokunulmazlığa Yönelik Tehdit

TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir.

Sanığın mağdura "senin kafanı patlatırım" dediğinin iddia edildiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli, E. 2020/21707, K. 2022/2215 sayılı kararında, "eylemin kanıtlanması halinde kovuşturulması şikayete tabi olmayan TCK'nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunu oluşturması karşısında; sanık savunması, mağdurun aşamalardaki beyanları ile tüm delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği" gözetilmeden şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

Sanığın mağdurlara telefonla ölümle tehdit içeren sözler söylediğinin iddia edildiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.02.2012 tarihli, E. 2010/620, K. 2012/3679 sayılı kararında, eylemin "mağdurların kendisinin ve yakınının hayatına yönelik saldırı içermesi karşısında, TCK'nın 106/1. madde ve fıkrasının ilk cümlesinde tanımlanan, takibi şikayete bağlı olmayan tehdit suçunu oluşturacağından, sanığın öncelikle CMK'nın 147 ve 191. maddeleri uyarınca sorgusunun yapılması, sonra kanıtlar yöntemince irdelendikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken" şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.

Mağdura yönelik sözlere ilişkin bir başka olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.11.2013 tarihli, E. 2012/18491, K. 2013/28506 sayılı kararında da sözlerin "vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit niteliğinde bulunduğu ve TCK'nın 106/1. maddesinin 1. cümlesi gereğince kovuşturulması re'sen yapılan suçlardan olduğu" belirtilerek şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı bozulmuştur.

Sanığın mağdura "seni orada sinkaf ettireceğim" dediğinin kabul edildiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.01.2022 tarihli, E. 2020/21575, K. 2022/1841 sayılı kararında, bu "sözlerin takibi şikayete bağlı olmayan TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu" gözetilmeden şikâyetten vazgeçildiği gerekçesiyle düşme kararı verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

Sanığın katılana "senin canını yakarım, ...başına bela olurum" dediğinin ses kaydı çözüm tutanağıyla sabit olduğu bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.03.2021 tarihli, E. 2018/330, K. 2021/6921 sayılı kararında, "eylemin, katılanın kendisinin veya bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu" gözetilmeden beraat kararı verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

Sanığın mağduru telefonda "Gelirsem oraya ağzını yüzünü dağıtırım" diyerek tehdit ettiğinin iddia edildiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 23.01.2023 tarihli, E. 2020/29537, K. 2023/464 sayılı kararında, "Sanık hakkında kurulan şikayet yokluğu nedeniyle davanın düşmesine yönelik hüküm, sanığın katılana telefonda söylediği iddia edilen sözlerin 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1 inci maddesi kapsamında kalması ve bu suçun şikayete tabi olmaması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur." denilmiştir.

Hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilen bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20.03.2024 tarihli, E. 2021/25340, K. 2024/3663 sayılı kararında ise, "Sanığın gönderdiği mesajların içerikleri dikkate alındığında, eylemlerinin zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmesi" bozma nedeni olarak gösterilmiştir.

III. Malvarlığına veya Sair Bir Kötülüğe Yönelik Tehdit

TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde düzenlenen, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit, mağdurun şikâyeti üzerine cezalandırılır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 11.01.2022 tarihli kararında ayrıca, diğer sanığın mağdura "seni mahvederim" dediğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, "sanığın sözlerinin TCK'nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturduğu" gözetilmeksizin aynı fıkranın birinci cümlesi gereği hüküm kurulması da bozma nedeni sayılmıştır.

Sanığın tartıştığı mağdura "senin arabanı yakacağım" dediğinin kabul edildiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17.01.2022 tarihli, E. 2020/25299, K. 2022/2741 sayılı kararında, "eylemin TCK'nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışıldıktan sonra mağdurun şikayetinden vazgeçmesi de dikkate alınarak, sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" belirtilmiştir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 05.05.2025 tarihli, E. 2023/14510, K. 2025/4862 sayılı kararında da mağdura yönelik sözler ve mesaj hakkında "sanığın mağdura yönelik hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına zarar vereceği yönünde bir irade açıklaması bulunmadığı, sanığın mağdura yönelik sair bir kötülük gerçekleştireceğinden bahsettiğinin ve mağdurun suçtan şikayetçi olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinin ikinci cümlesinde bahsedilen basit tehdit suçunu oluşturduğu" belirtilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

Miras arazisi nedeniyle çıkan bir tartışmada sanığın mağdura "Allah seni burada yaşatmasın, seni ben buralarda yaşatmayacağım." dediğinin iddia edildiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 23.01.2023 tarihli, E. 2020/28083, K. 2023/521 sayılı kararında, "sanığa isnat edilen sözlerin karar tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen ve takibi şikayete bağlı olan tehdit suçunu oluşturduğu" kabul edilerek düşme kararı onanmıştır.

IV. Nitelikli Hâller ve Alacağın Tahsili Amacıyla Tehdit

Tehdidin silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde TCK'nın 106. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Alacağın tahsili amacıyla tehdit ise TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:

Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Satılan bir daireye ilişkin ipotek borcu farkının ödenmesi için mağdurun telefonla tehdit edildiği bir olayda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.04.2023 tarihli, E. 2022/2239, K. 2023/10250 sayılı kararında, "mağdura yönelik tehdit eyleminin birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106/2-c maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş; diğer sanık bakımından da "sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 150/1 maddesi delaletiyle 106/2-c maddeleri kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğu" gözetilmeden karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. Şikâyet Koşulu ve Şikâyet Süresi

Şikâyet süresi TCK'nın 73. maddesinin birinci fıkrasında şu şekilde belirlenmiştir:

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Sürenin başlangıcı aynı maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenmiştir:

Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Süresinde şikâyette bulunulmamasının sonucu bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ("CMK") 223. maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesi şu şekildedir:

Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.

Duruşmada hüküm açıklandıktan sonra mahkeme başkanına yönelik basit tehdit eylemi nedeniyle verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.01.2020 tarihli, E. 2019/6230, K. 2020/5 sayılı kararında, "altı aylık yasal hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gözetilerek, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet bulunmamaktadır." denilerek hüküm bozulmuş ve kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

Mağdurun, kanuni temsilcisinin ve vekilinin şikâyetçi olmadığı bir olayda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06.05.2015 tarihli, E. 2015/681, K. 2015/1180 sayılı kararında ise, "TCK 106/1-2. cümle kapsamındaki suçun şikayete bağlı olması, mağdurenin soruşturma aşamasında şikayetinin bulunmadığının anlaşılması, kanuni temsilci ve mahkemece tayin edilen vekili de şikayetçi olmaması göz önünde bulundurularak davaya devamla TCK 73 ve CMK 158. maddeye muhalefet edilmesi" bozma nedenleri arasında gösterilmiştir.

VI. Şikâyetten Vazgeçme

Şikâyetten vazgeçmenin etkisi TCK'nın 73. maddesinin dördüncü ve altıncı fıkralarında düzenlenmiştir:

Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

Tehdit sözlerinin iki kişiye yönelik söylendiğinin kabul edildiği ve mağdurlardan birinin bozma ilamından sonra şikâyetten vazgeçtiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21.04.2022 tarihli, E. 2021/42025, K. 2022/10916 sayılı kararında, "sanığa şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmaksızın, tehdit eylemini tek eylemle birden fazla kişiye yönelik gerçekleştirdiği kabul edilerek TCK'nın 43/2 maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini" bozma nedenleri arasında gösterilmiştir.

Şikâyetçinin şikâyetinden vazgeçtiği gerekçesiyle düşme kararı verilmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü bir olayda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.05.2023 tarihli, E. 2023/2011, K. 2023/11146 sayılı kararında ise, "sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde ki suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi olmadığı, uzlaşmaya tabi olduğu" belirtilmiş ve uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılarak mahkûmiyet hükmü onanmıştır.

VII. Uzlaştırma

CMK'nın 253. maddesinin birinci fıkrasının tehdit suçuna ilişkin kısımları şu şekildedir:

(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;

(…)

3. Tehdit (madde 106, birinci fıkra),

(…)

Fıkranın (b) bendinin (3) numaralı alt bendi 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle eklenmiştir. Kovuşturma evresinde uzlaştırma ve uzlaşmanın sonuçları CMK'nın 254. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.

(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde durma kararı verilir. Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.01.2023 tarihli, E. 2020/27643, K. 2023/739 sayılı kararında, "Hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun'un 2 ve 7 inci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirmesi zorunluluğu" bozma nedeni olarak gösterilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 20.03.2024 tarihli kararında da, "5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının 1 inci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddelerinde öngörülen yönteme uygun biçimde uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğu" belirtilmiştir.

Uzlaşma kapsamında olmayan suçlardan açılan davada eylemin tehdit suçu olarak nitelendirildiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 21.04.2022 tarihli kararında, "sanık hakkında mahkumiyete konu tehdit eylemi yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi" bozma nedeni sayılmıştır.

Uzlaştırma yoluna gidilemeyecek suçlar ile uzlaştırma kapsamındaki bir suçun kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâli, CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir:

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

Fıkranın son cümlesi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle eklenmiştir. Tehdit ile birlikte kasten yaralama suçunun da işlendiği bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 17.01.2022 tarihli kararında, "uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte ve aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı" belirtildikten sonra, "mağdurların farklı olması nedeniyle anılan Kanun hükümleri ile değişik CMK’nın 253/3. maddesinin artık uygulama alanı bulmayacağı" sonucuna varılmıştır.

VIII. Haksız Tahrik

Haksız tahrik TCK'nın 29. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12.02.2013 tarihli, E. 2010/19681, K. 2013/3774 sayılı kararında, "Sanığın savunması, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi de değerlendirilerek, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması" bozma nedenleri arasında gösterilmiştir.

Taraflar arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan anlaşmazlık sonrasında mesajla tehdit edilen bir olayda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 31.05.2023 tarihli kararında ise, "mağdurun özel hukuk ilişkisinden doğan edimlerini yerine getirmemesi veya çeklerin iade edilmemesi hususlarının sanığa yönelik haksız tahrik oluşturmadığı" belirtilmiştir.

IX. İddianamede Tehdit Fiilinin Gösterilmesi

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 06.05.2015 tarihli kararında, "Sanığın hangi sözlerinin tehdit suçunu oluşturduğu yönünde bir anlatım içermeyen ve bu nedenle sınırlayıcı/bilgilendirici işlevi taşımayan iddianameye istinaden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı halde mahkumiyet hükmü kurularak, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verileceğini amir 5271 sayılı CMK'nın 225/1 maddesine muhalefet edilmesi" bozma nedeni sayılmıştır.

X. Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme bakımından CMK'nın 12. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları şu şekildedir:

Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.

Sonuç

Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit, TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında kalır; bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit ise mağdurun şikâyetine bağlıdır; bu hâlde şikâyet, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

Tehdidin TCK'nın 106. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hâllerden biriyle işlenmesi durumunda iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit hâlinde TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tehdit suçuna ilişkin hükümler uygulanır. CMK'nın 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca, aynı maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak üzere, TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit suçunda, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma girişiminde bulunulur.

Tüm makaleler