Mirasta Denkleştirme (Terekeye İade) Davası
TMK m. 669-675'te düzenlenen mirasta denkleştirme kurumunun tenkis ve miras sebebiyle istihkak davalarından farkı güncel Yargıtay kararlarıyla açıklanmaktadır.
Güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı çerçevesinde inceleme
Giriş
Mirasta denkleştirme, tenkisten farklı olarak mirasbırakanın tasarruf oranını aşan kazandırmalarının yasal sınıra çekilmesi değil, mirasbırakanın sağlığında miras payına mahsuben yaptığı karşılıksız kazandırmaların terekeye geri verilerek mirasçılar arasındaki dengenin sağlanmasını amaçlayan bir kurumdur. Bu kurum, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda "mirasta denkleştirme" başlığı altında 669 ilâ 675. maddelerde düzenlenmiştir.
Mirasta denkleştirme ile miras sebebiyle istihkak davası arasındaki ayrım, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 09.01.2025 tarihli, 2024/1033 E. ve 2025/175 K. sayılı kararında şöyle ortaya konulmuştur:
"Dava, murise ait paranın davalıda kaldığı savunmasına ilişkin ise Türk Medeni Kanunu'nun 637. maddesinde düzenlenen mirasta istihkak; miras bırakanın sağlar arası tasarruf işlemi ile karşılıksız kazandırma amacına dayalı yaptığı bir işlem ise Kanun'un 669. maddesinde düzenlenen mirasta denkleştirme isteğine ilişkindir."
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2021 tarihli, 2017/1426 E. ve 2021/167 K. sayılı ilamında denkleştirme kurumu, "mirasçıların murisin sağlığında muristen karşılıksız olarak aldığı mal ve kıymetlerin geri alınarak miras taksiminde tereke içerisinde yer alması" şeklinde tanımlanmıştır.
Denkleştirme ayrı bir dava ile talep edilebileceği gibi, mirasın paylaştırılması davasında da istenebilir. Ancak miras ortaklığı devam ederken ayrı bir denkleştirme davası açılamayacak olsa da ortaklık devam ederken denkleştirmenin varlığının belirlenmesi ve miktarının belirlenmesine yönelik bir tespit davası açılabilir.
I. Yasal Dayanağı ve Genel Şartları
4721 sayılı Kanun'un 669. maddesi şu şekildedir:
"Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir." Burada sayılanlar sınırlı değildir. Zira Kanun hükmünde ve benzerleri denilmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus olarak şunu belirtmek gerekir ki, mirasbırakan kazandırmaların açıkça denkleştirmeye tabi olmayacağını söylemişse, bu kazandırmalar denkleştirme davasının konusu yapılamayacaktır. Burada mirasbırakanın açık irade beyanı yeterlidir. Ayrıca bir şekil şartı aranmaz.
Yargıtay içtihadında denkleştirmenin uygulanabilmesi için aranan unsurlar şu şekilde belirlenmiştir:
- Karşılıksız (ivazsız) bir kazandırma bulunması,
- Kazandırmanın sağlararası bir işlem olması ve mirasbırakanın malvarlığından yapılması,
- Kazandırmanın yasal mirasçıya yapılması,
- Kazandırmanın miras hakkına/payına mahsuben yapılmış olması.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarihli, 2016/16063 E. ve 2020/6071 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, "Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir; yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma ise denkleştirmeye tabi değildir" ve "İade terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz."
II. Altsoy ve Diğer Yasal Mirasçılar Bakımından Karine ve İspat Yükü
Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı çeyiz, kuruluş sermayesi, borçtan kurtarma veya malvarlığı devri gibi sağlararası karşılıksız kazandırmalar, kanuni karine gereği miras payına mahsuben yapılmış sayılır ve denkleştirmeye tabidir. Kazandırmanın iadeden muaf tutulduğunu ispat yükü, lehine kazandırma yapılan altsoya aittir.
Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda ise kanuni karinenin aksi geçerlidir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2021 tarihli, 2017/1426 E., 2021/167 K. sayılı kararında:
"Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda ise miras payına mahsup edilmek üzere hareket edilmediği yönünde bir karine vardır. Bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir."
tespitine yer verilmiştir. Aynı ilke Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 10.10.2024 tarihli, 2023/4552 E., 2024/4443 K. sayılı kararında da tekrarlanmıştır.
Kazandırmanın miras hissesine mahsuben yapılıp yapılmadığının ispat edilememesi hâlinde izlenecek yol, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 08.03.2022 tarihli, 2021/1676 E. ve 2022/1753 K. sayılı ilamında aktarılan Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 22.12.2015 tarihli, 2015/11367 E. ve 11879 K. sayılı bozma ilamında belirtilmiştir: somut olayda paranın miras hissesine mahsuben verildiğinin anlaşılması hâlinde terekeye iadesine, kanıtlanamaması hâlinde ise bu miktar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş; 7. Hukuk Dairesi, bozmaya uyularak verilen hükmü harç ve yargılama giderine ilişkin bentleri yönünden düzelterek onamıştır.
III. Sağ Kalan Eşin Denkleştirme Karşısındaki Durumu
Doktrinde, sağ kalan eşin denkleştirme yükümlüsü veya alacaklısı olup olmayacağı tartışmalı bir konudur. Bir görüşe göre, TMK m. 669/2 hükmü açıkça yalnızca "altsoy" ifadesini kullandığından, sağ kalan eş bu kanuni karineden yararlanamaz ve bu karineye tabi tutulamaz; eşe yapılan kazandırmalar ancak mirasbırakanın miras payına mahsup kastının ispatlanması hâlinde, TMK m. 669/1'deki genel kural uyarınca denkleştirmeye tabi tutulabilir. Diğer bir görüşe göre ise, sağ kalan eşin altsoyla birlikte mirasçı olduğu hâllerde eşitlik ilkesinin korunması gerektiği, eşe kuruluş sermayesi veya önemli malvarlığı devri niteliğinde yapılan kazandırmalarda da mirasbırakanın denkleştirme arzusunun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği savunulmaktadır.
IV. İade Şekli ve Seçimlik Hak
Denkleştirme borçlusunun iade şekline ilişkin seçim hakkı, 4721 sayılı Kanun'un 671. maddesinde düzenlenmiştir:
"Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır."
Bu husus Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2021 tarihli, 2019/3104 E., 2021/3838 K. sayılı kararında da vurgulanmış; denkleştirme yükümlüsü mirasçının malı aynen terekeye iade edebileceği gibi değerini miras payına mahsup ettirebileceği belirtilmiştir.
V. Denkleştirme Değeri ve Değerleme Anı
4721 sayılı Kanun'un 673. maddesi uyarınca:
"Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır."
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarihli, 2016/16063 E., 2020/6071 K. sayılı ve 31.05.2021 tarihli, 2018/5189 E., 2021/3591 K. sayılı kararlarında da "Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır." denilmiş; 12.10.2020 tarihli kararda somut olayda hayvan mevcudunun karar tarihine en yakın olacak şekilde değerinin belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
VI. Mirasçılık Sıfatının Kaybı
4721 sayılı Kanun'un 670. maddesi uyarınca, "Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer."
VII. Miras Payını Aşan Kazandırmalar ve Tenkis Davasıyla İlişkisi
4721 sayılı Kanun'un 672. maddesi uyarınca, "Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır."
Denkleştirme ile tenkis davası arasındaki ilişki bakımından Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2021 tarihli, 2021/783 E., 2021/6061 K. sayılı kararında aktarılan Dairenin önceki bozma ilamında, "öncelikle TMK'nın 669-675. maddelerinde düzenlenen terekeye iade(mirasta denkleştirme) hükümleri uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılması, olmadığı takdirde terditli isteklerin üzerinde durulması" gerektiği belirtilmiştir. Tenkis davası ise Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 31.05.2021 tarihli, 2018/5189 E., 2021/3591 K. sayılı ilamında, saklı payları zedeleyen sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan yenilik doğurucu bir dava olarak tanımlanmıştır. Denkleştirmeden farklı olarak tenkis davasında saklı pay ihlalinin varlığı aranırken, denkleştirme saklı pay ihlali aranmaksızın yasal miras paylarının eşitlenmesine yöneliktir.
Tenkiste saklı payın zedelendiği oranda bir giderim yapılırken, denkleştirme davasında denkleştirme konusu kısmın tamamı terekeye iade olur.
VIII. Denkleştirmeye Tabi Olmayan Haller
4721 sayılı Kanun'un 674. maddesi uyarınca, "Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur. Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya engelliliği bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır."
Kanun'un 675. maddesi uyarınca ise, "Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir. Altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır."
IX. Taraf Teşkili, İleri Sürülme Zamanı ve Yetkili Mahkeme
Denkleştirme, mirasçıların kendi aralarındaki bir iç tasfiye uyuşmazlığı olduğundan, tüm mirasçıların birlikte dava açması zorunlu değildir.
Denkleştirme talebinin ileri sürülme zamanı bakımından Türk Medeni Kanunu'nda açık bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş olup, her zaman açılabilecektir. Bu konuda doktrinde iki farklı görüş bulunmaktadır: baskın görüşe göre denkleştirme bağımsız bir alacak olmayıp paylaşmanın kurucu bir hesap unsuru olduğundan, miras taksim sözleşmesi veya taksim kararı kesinleştiğinde artık denkleştirme istenemez; bir kısım görüşe göre ise paylaşma bittikten sonra gizlenen veya sonradan öğrenilen kazandırmalar bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki genel on yıllık zamanaşımı uygulanmalıdır.
Yetkili mahkeme bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca terekenin paylaşılmasına ilişkin davalar ile terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir; 4721 sayılı Kanun'un 576. maddesi uyarınca da mirasın paylaştırılması davaları mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
Sonuç
Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarına miras payına mahsuben yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaların, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 669-675. maddeleri uyarınca terekeye iadesini amaçlayan ve yasal mirasçıların bu bakımdan birbirlerine karşı yükümlü oldukları bir kurumdur. Altsoya yapılan kazandırmalarda denkleştirmeye tabi olma karinesi geçerli olup iadeden muafiyeti altsoy ispatlamak zorundadır; altsoy dışındaki yasal mirasçılarda ise kazandırmanın denkleştirmeye tabi olduğunu davacı mirasçı kanıtlamalıdır. Denkleştirme yükümlüsü, aldığını aynen iade etme veya değerini miras payına mahsup ettirme konusunda seçimlik hakka sahiptir ve denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Olağan hediyeler, geleneğe uygun evlenme giderleri ile alışılmış ölçüleri aşmayan eğitim-öğrenim giderleri denkleştirmeye tabi değildir. Yetkili mahkeme bakımından HMK m. 11 uyarınca terekenin paylaşılmasına ilişkin davalar ile terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.

