Mirasın Reddi Davası
Mirasın gerçek ve hükmen reddinin TMK m. 605-618 kapsamındaki usulü, süresi ve miras paylarının intikaline etkisi güncel Yargıtay kararlarıyla açıklanmaktadır.
Mevzuat Hükümleri, Güncel Yargıtay Kararları ve Doktrin
Giriş
Mirasın reddi, yasal veya atanmış mirasçıların miras bırakanın ölümüyle kendilerine intikal eden mirası kabul etmeme yönündeki iradelerini ortaya koydukları, miras hukukunun temel müesseselerinden biridir. Özellikle terekenin borca batik olması durumunda, bireysel mal varlıklarının bundan etkilenmesini istemeyen mirasçıların başvurdukları bir yoldur. Zira borca batık olan mirası reddetmeyen mirasçı üç aylık sürenin de dolmasıyla birlikte artık mirası tüm hak ve borçlarıyla kabul etmiş sayılacak ve bireysel malvarlığıyla da borçtan sorumlu olabilecektir.
Reddin usulü, süresi, kapsamı ve miras paylarının intikaline etkisi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“TMK”)’ nın 605-618 maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) hükümlerinden de faydalanılmaktadır. Güncel Yargıtay içtihadı da bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin önemli ilkeler ortaya koymaktadır.
Mirasın Reddi Türleri
TMK, mirasın reddini gerçek ret ve hükmen ret olmak üzere iki ayrı müessese olarak düzenlemiştir:
1- Gerçek Reddin Hukuki Niteliği ve Dürüstlük Kuralı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2023 tarihli, E. 2023/3923, K. 2023/4951 sayılı kararında gerçek ret şu şekilde nitelendirilmiştir: "Mirasın gerçek reddinde, mirasçıların, mirası kayıtsız şartsız reddettiğine ilişkin sözlü veya yazılı beyanı, bozucu yenilik doğurucu hak niteliğinde olup, sulh hakimi tarafından tutanakla tespit edilmekle hukuki sonuç doğurur." Aynı kararda, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmüne yer verilmiş; mirasın gerçek reddinin tespitine dair 20.04.2005 tarihli karara yönelik olarak, ret talebinde bulunan vekilin vekaletnamesinde özel yetki bulunmadığı yönünde 15 yıl sonra yapılan itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
Mirasın gerçek reddi her bir mirasçıya tanınmış tek taraflı olarak kullanılabilecek bozucu yenilik doğuran bir haktır. Yargıtay içtihadına göre, mirasçının ret iradesi, sulh hakimi tarafından tutanakla tespit edilmekle hukuki sonuç doğurur.
Mirasın reddi talebiyle kendisine başvurulan sulh hakimi; reddin süresinde yapılıp yapılmadığını ve başvuranın mirasçı olup olmadığını inceler ve koşullar sağlanmışsa TMK’ nın 609 maddesine göre sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder; süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır.
Mirasın gerçek reddi yoluna başvuracak mirasçıların ayırt etme gücüne sahip olmaları ve ret iradelerini kayıtsız ve şartsız olarak ortaya koymaları beklenir.
Uygulamada yanlış olan bir kanıya göre mirasta mirasçılar sadece istedikleri mal ve paraların bir kısmını alıp istemedikleri kısmını reddebileceklerni düşünmektedirler. Ancak böyle bir durum söz konusu olmayıp külli halefiyet ilkesi geçerlidir. Yani kendilerine miras kalan mirasçılar mirasın tüm hak ve borçlarının tamamını ya kabul edecek ya da reddedecektir.
Mirası reddeden mirasçının payı kendisi sanki hayatta değilmiş gibi hak sahiplerine geçecektir. Örneğin eşi ve 2 çocuğu bulunan murisin eşi mirası reddederse, eşin payı 2 çocuğa geçecektir.
Ret Hakkının Kaybı:
TMK m. 610 uyarınca, yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı sıfatıyla tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işlemler yapan, ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Buna karşılık, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasını önlemek amacıyla dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.
2- Hükmen Ret ve Borca Batıklık
TMK m. 605/2 uyarınca, ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2025 tarihli, E. 2025/4466, K. 2025/4373 sayılı kararında, ilk derece mahkemesince mirasbırakanın terekesinin TMK m. 605/2 uyarınca borca batık olduğunun tespitine ve davacıların murisin mirasını kayıtsız ve şartsız reddettiğinin tesciline karar verilen dosyada, davalı SGK Başkanlığının istinaf başvurusunu usulden reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
Reddin Miras Paylarına ve Mirasçılık Belgesine Etkisi
Mirasın reddedilmiş olması, mirasçılık belgesi talep edilmesine engel teşkil etmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2007 tarihli, E. 2006/11688, K. 2007/1835 sayılı ilamında açıkça belirtildiği üzere, "Mirasın reddi mirasçılık belgesi istemeye engel değildir." Bunun sebebi, mirası reddeden mirasçı ile mirasbırakan arasındaki soybağının sürmesidir; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararlarında (21.10.2024, E. 2024/3220, K. 2024/4708; 01.10.2024, E. 2023/4697, K. 2024/4189) ifade edildiği üzere, "Hakkında mirastan çıkarma ve yoksunluk sebepleri gerçekleşen veya mirası reddeden ya da mirastan feragat eden mirasçının tereke ile ilişkisi tümden kesilmiş sayılmaz."
Bu çerçevede miras paylarının intikalinde üç ayrı senaryo öngörülmüştür:
Mirasçılardan birinin reddi (TMK m. 611):
Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli, E. 2025/493, K. 2025/1370 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin mirası reddeden mirasçıların miras payının altsoyuna verilmesi gerektiği gerekçesiyle verdiği karara yönelik istinaf başvurularını esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
Altsoyun tamamının reddi (TMK m. 613):
Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde bunların payı sağ kalan eşe geçer (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 21.10.2024, E. 2024/3220, K. 2024/4708).
En yakın yasal mirasçıların tamamının reddi (TMK m. 612):
Miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda arta kalan değerler mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.09.2021, E. 2021/100, K. 2021/339). Bu hükmün uygulanmasında "en yakın mirasçılar" ifadesi, mirasbırakanın ölümü anında ilk bakışta ve doğrudan doğruya mirasçı sıfatına sahip olan yasal mirasçıları belirtmektedir (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 07.06.2021, E. 2021/1730, K. 2021/3788). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2024 tarihli, E. 2023/83, K. 2024/123 sayılı kararında, "mirasın en yakın yasal mirasçılar tarafından reddedildiği dikkate alındığında mirasın mirası reddeden mirasçıların altsoyuna geçmeyeceği, terekenin sulh hakimi tarafından tasfiyeye tabi tutulacağı" gerekçesiyle mirasçılık belgesinin iptaline karar veren bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
Mirasçılık belgesi düzenlenirken yalnızca mirasın reddedildiğine değinilip geçilmesi hukuka aykırıdır; belgede reddeden mirasçıların ve bunların payının akıbetinin açıkça gösterilmesi gerekir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 27.03.2025, E. 2024/3494, K. 2025/1720).
Bunlar dışında TMK'nın 614. maddesine göre mirasçılar mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir. Sonra gelen mirasçılar bir ay içerisinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bu durumda miras iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonucunda arta kalan kısım önce gelen mirasçılara verilir.
Halefiyet İlkesinin Sınırı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2023 tarihli, E. 2022/3614, K. 2023/6067 sayılı ilamında, ilk derece mahkemesinin, önce vefat eden mirasbırakanın mirasını reddedenlerin daha sonra vefat eden başka bir mirasbırakanın mirasını da reddetmiş sayılmayacakları, iki mirasbırakan arasında halefiyet ilkesinin bulunmadığı ve gösterilen mirasçılar ile miras paylarında hata bulunmadığı gerekçesiyle verdiği davanın reddine ilişkin karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
Alacaklılar Tarafından Reddin İptali
TMK m. 617/1 uyarınca, malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptali davası açabilirler. Bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yargılama Sırasında Ölen Mirasçının Durumu ve İnfaza Elverişliliğe Etkisi
Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi hâlinde ise, mirası reddeden mirasçılar gözetilerek yeni mirasçılık belgesi temin edilmeli ve hüküm buna göre kurulmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 02.02.2026 tarihli, E. 2025/17, K. 2026/481 sayılı ilamında, yargılama sırasında ölen davacıya ait -mirası reddeden mirasçılar da göz önüne alınarak- alınacak yeni veraset ilamı uyarınca infaza elverişli hüküm tesis edilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesinin bozmayı gerektirdiği değerlendirilmiştir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Mirasın gerçek reddinin tespiti ve tescili taleplerinde (TMK m. 609, HMK m. 382/2-c-7) görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Mirasın hükmen reddi halinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Mirasın gerçek reddinin tespiti istemine ilişkin yargılamada kesin yetki söz konusu değildir; ret beyanında bulunan mirasçının oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 06.09.2022, E. 2021/7018, K. 2022/4871). Mirasın hükmen reddi istemine ilişkin bir davada Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 09.01.2023 tarihli, E. 2022/14372, K. 2023/17 sayılı kararında ise, davalı vekilinin süresinde yaptığı yetki itirazında yetkisiz bir mahkeme seçildiği gerekçesiyle davanın ilk olarak açıldığı mahkeme yargı yeri olarak belirlenmiştir. Mirasın reddinin alacaklılar tarafından iptali davasında (TMK m. 617) ise, bu davaya özgü bir yetki kuralı öngörülmediğinden, genel kural gereği davalı mirasçının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Sonuç
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2023 tarihli, 2023/3923 E. ve 2023/4951 K. sayılı kararında, mirasın gerçek reddinin tespitine dair karara 15 yıl sonra yapılan itirazın TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı belirtilmiştir. Mirasçılık belgesinde mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi ve mirası ret nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybedenlerin payının akıbetinin de gösterilmesi gerekir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 27.03.2025, E. 2024/3494, K. 2025/1720). TMK m. 617 uyarınca alacaklılar veya iflâs idaresi, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.

