DMN Hukuk logosu

Mirasçılık Belgesinin İptali Davası

Mirasçılık belgesinin (veraset ilamı) iptali davasının TMK, HMK ve Noterlik Kanunu çerçevesindeki usul ve esasları güncel Yargıtay içtihadı ışığında incelenmektedir.

Tüm makaleler

Giriş

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), bir kimsenin belirli bir mirasbırakanın yasal veya atanmış mirasçısı olduğunu gösteren; sulh hukuk mahkemesi veya noterlik tarafından düzenlenen bir belgedir. Uygulamada sıklıkla dava konusu edilen mirasçılık belgesinin iptali istemleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ("TMK"), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ("HMK") ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu hükümleri çerçevesinde şekillenmekte olup, güncel Yargıtay içtihadı bu davaların usul ve esasına ilişkin belirleyici ilkeler ortaya koymaktadır.

Yasal Dayanak

Mirasçılık belgesine ilişkin temel düzenlemeler şu şekildedir:

TMK m. 598/1: "Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir."

TMK m. 598/2: "Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir."

TMK m. 598/3: "Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir."

HMK m. 11/3: "Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir."

HMK m. 382/2-c-6 uyarınca mirasçılık belgesi verilmesi, çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır.

1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 71/A gereğince mirasçılık belgesi verilmesi, noterlerin yetkili kılındığı işlemler arasındadır.

Mirasçılık Belgesinin Hukuki Niteliği

Yargıtay içtihadında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere, mirasçılık belgesi talep etmek "maddi bir olayın varlığını ikrar ile kişiler arasındaki soybağı ilişkisini tespit ettirmekten ibarettir" (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 01.10.2024, E. 2023/4697, K. 2024/4189).

Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar adına düzenlendiği kişiler lehine bir karine oluşturur (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 13.05.2015, E. 2015/1756, K. 2015/5414). Bu nedenle TMK m. 598/3 gereğince belgenin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 19.04.2016 tarihli, E. 2015/16593, K. 2016/4797 sayılı kararında belirtildiği üzere, "daha önce mirasçılık belgesi verilmiş olması yeni bir mirasçılık belgesi istenmesine engel değildir."

İspat Yükü ve Mahkemenin Görevi

Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ispat yükü davacı taraftadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2025 tarihli, E. 2025/3985, K. 2025/4558 sayılı ilamında açıklandığı üzere, davacı taraf; mirasbırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini, veya mirasçı gösterilmesine rağmen olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki tarihli belgenin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Aynı kararda, mirasbırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemenin hakimin görevi olduğu da vurgulanmıştır.

Yasal Mirasçılığın Tayininde Zümre Sistemi

Yasal mirasçılığın tayininde kan bağı olan hısımların yakınlık derecesinden ziyade zümre sistemi esas alınır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2024 tarihli, E. 2024/299, K. 2024/5536 sayılı kararıyla, "yasal mirasçılığı söz konusu olabilecek bir kan hısmının miras bırakana ne derece yakın olduğundan değil hangi zümre içinde yer aldığına bakılacağı, kardeş varken hala, amca, teyze, dayı mirasçı olamayacağı" gerekçesiyle istinaf başvurularını esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 08.02.2024 tarihli, E. 2023/5494, K. 2024/709 sayılı kararında ise TMK m. 7, m. 29 ve m. 598 ilgili hukuk olarak gösterilmiş; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi öncesinde uygulanan hukukta bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesinin mümkün olduğu belirtilerek, nüfus kayıt bilgilerine ve bu düzenlemelere göre davacının annesinin kök murisin eşi olduğu anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Taraf Teşkili ve Husumet

Mirasçılık belgesinin iptali davaları çekişmeli yargı niteliğinde olup taraf teşkilinin tam olarak sağlanması zorunludur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2024 tarihli, E. 2023/2050, K. 2024/1965 sayılı ilamıyla, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır; bu dosyada ilk derece mahkemesi, davanın iptali istenen mirasçılık belgesinde adı geçen tüm mirasçılara husumet yöneltilerek açılması gerektiğini belirtmiş, bölge adliye mahkemesi de mirasçı sıfatı bulunmayan bankaya husumet yöneltilmiş olması doğru olmadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını kabul etmiştir.

Önceki yargılamalarda taraf olmayan mirasçılar yönünden kesin hüküm iddiası dinlenemez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli, E. 2025/493, K. 2025/1370 sayılı kararıyla, mirası reddedenlerin altsoyunun önceki yargılamada taraf olmaması nedeniyle onlar yönünden önceki kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurularını esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

Mirasın Reddinin Mirasçılık Belgesine Etkisi

Mirasın reddedilmiş olması, mirasçılık belgesi talep edilmesine engel teşkil etmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2007 tarihli, E. 2006/11688, K. 2007/1835 sayılı ilamında açıkça belirtildiği üzere, "Mirasın reddi mirasçılık belgesi istemeye engel değildir." Bunun temel sebebi, mirası reddeden mirasçı ile mirasbırakan arasındaki soybağının sürmesidir; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararlarında (21.10.2024, E. 2024/3220, K. 2024/4708; 01.10.2024, E. 2023/4697, K. 2024/4189) ifade edildiği üzere, "Hakkında mirastan çıkarma ve yoksunluk sebepleri gerçekleşen veya mirası reddeden ya da mirastan feragat eden mirasçının tereke ile ilişkisi tümden kesilmiş sayılmaz."

Buna karşılık, mirasçılık belgesi düzenlenirken yalnızca mirasın reddedildiğine değinilip geçilmesi veya payların intikalinin tasfiye aşamasına bırakılması hukuka aykırı kabul edilmektedir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2025 tarihli, E. 2024/3494, K. 2025/1720 sayılı kararında, mirası reddeden mirasçı veya mirasçılar bulunması hâlinde düzenlenecek mirasçılık belgesinde mirasçılık sıfatına sahip kişilerin ve miras paylarının gösterilmesi, mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi; ret nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybedenlerin payının akıbetinin de gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Mirası reddetmiş olan bir mirasçının mevcut belgede mirasçı olarak gösterildiği ileri sürülerek mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istenen bir davada, davanın kabulüne, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine ve davacı lehine vekalet ücretine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.02.2024, E. 2023/544, K. 2024/778).

Yetkili Mahkeme

Mirasçılık belgesinin iptali davalarında kesin yetki kuralı aranmaz; HMK m. 11/3 uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin yanı sıra mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

Sonuç

Güncel Yargıtay içtihadı, mirasçılık belgesinin iptali davalarında mirası reddeden mirasçıların da soybağı ilişkisi sürdüğünden belgede -payının akıbeti açıkça gösterilmek suretiyle- yer alması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Tüm makaleler