DMN Hukuk logosu

Katılma Alacağı ve Mal Rejiminin Tasfiyesi (TMK m. 231, 236)

Yasal mal rejimi ve geçiş hükmü, 01.01.2002 öncesi edinilen mallarda katkı payı alacağı, mal rejiminin sona ermesi, edinilmiş ve kişisel mallar, artık değer ve katılma alacağının hesaplanması, değerin belirlenmesi, görevli ve yetkili mahkeme ile zamanaşımı, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tüm makaleler

Mevzuat Hükümleri ve Yargıtay Kararları

Giriş

Edinilmiş mallara katılma rejimi ve bu rejimin tasfiyesinden doğan katılma alacağı, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun ("TMK") 202 ve 218-241. maddelerinde düzenlenmiştir. Aşağıda yasal mal rejimi ve geçiş hükmü, 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallar, mal rejiminin sona ermesi, edinilmiş mallar ve kişisel mallar, artık değer ve katılma alacağının hesaplanması, değerin belirlenmesi, ödeme ve faiz, üçüncü kişilere karşı dava, görevli ve yetkili mahkeme, zamanaşımı ile kısmi dava ve talep artırımı konuları, ilgili kanun hükümleri ve Yargıtay kararları üzerinden ele alınmaktadır.

I. Yasal Mal Rejimi ve Geçiş Hükmü

Yasal mal rejimi TMK'nın 202. maddesinin birinci fıkrasında şu şekilde belirlenmiştir:

Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.

4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrası ise şu şekildedir:

Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarihli, E. 2023/4622, K. 2024/5366 sayılı kararında "01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (743 sayılı Kanun md. 170)." denilmiş; somut olayda "Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı Kanun md.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Kanun md.10, 4721 sayılı Kanun md. 202/1)." ve "Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 sayılı Kanun md.179)." açıklamalarına yer verilmiştir.

II. 01.01.2002 Tarihinden Önce Edinilen Mallar Bakımından Katkı Payı Alacağı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 04.07.2024 tarihli kararında, 743 sayılı Kanun döneminde eşlerin edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak katkı payı alacağı hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulması gerektiği belirtilmiş; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönem bakımından "Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir." ve "Çalışarak, düzenli ve sürekli gelire (maaş, gündelik, kar payı vb.) sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça diğer eşin sahip olduğu mal varlığına yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir." denilmiştir.

III. Mal Rejiminin Sona Ermesi

Mal rejiminin sona erme anı TMK'nın 225. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.

Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

IV. Edinilmiş Mallar, Kişisel Mallar ve İspat

Edinilmiş mallar TMK'nın 219. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.

Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

4. Kişisel mallarının gelirleri,

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Kanun gereğince kişisel mallar TMK'nın 220. maddesinde sayılmıştır:

Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevî tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.

İspat yükü ve edinilmiş mal karinesi TMK'nın 222. maddesinde düzenlenmiştir:

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

V. Artık Değer ve Katılma Alacağının Hesaplanması

Edinilmiş mallara eklenecek değerler TMK'nın 229. maddesinde, kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme ise 230. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,

2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.

Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.

Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.

Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.

Artık değer TMK'nın 231. maddesinde, artık değere katılma ise 236. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.

Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.

Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli, E. 2014/9997, K. 2015/17017 sayılı kararında "Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden(TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır. (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasadan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur." denilmiştir.

VI. Değerin Belirlenmesi ve Tasfiyeye Girecek Mallar

Malların değerinin belirlenmesine ilişkin TMK'nın 232. maddesi ile değerlendirme anına ilişkin 235. maddesi şu şekildedir:

Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır.

Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.

Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.10.2023 tarihli, E. 2023/6791, K. 2023/4586 sayılı kararında "Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (4721 sayılı Kanun md. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir." denilmiş; tasfiye konusu malların karar tarihinden yaklaşık on bir yıl önceki değerine itibar edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek, "tasfiye konusu malların tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihindeki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değerleri belirlendikten sonra, davacının katılma alacağı hesaplanarak, talep miktarı da gözetilerek karar verilmesi gerekirken" yazılı şekilde karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Tasfiyeye konu edilen paraların mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olmadığı bir olayda Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.04.2017 tarihli, E. 2016/3780, K. 2017/5370 sayılı kararında "Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK’nun 235/1. m)." ve "Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacı tarafın katılma alacağı talebine konu paralar aksi iddia edilmediğinden edinilmiş mal niteliğinde olup, tasfiyeye konu edilebilmesi için eşler arasında mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle mevcut olması gerekmektedir." denilmiştir.

VII. Katılma Alacağının Ödenmesi ve Faiz

Katılma alacağının ödenmesi ve faiz TMK'nın 239. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.

Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.

Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.

VIII. Üçüncü Kişilere Karşı Dava

Borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaması hâlinde üçüncü kişilere karşı açılacak dava TMK'nın 241. maddesinde düzenlenmiştir:

Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.

Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

IX. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme bakımından 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesinin giriş cümlesi ve (1) numaralı bendi şu şekildedir:

Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,

Yetkili mahkeme ise TMK'nın 214. maddesinde düzenlenmiştir:

Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir:

1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi,

2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,

3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.

X. Zamanaşımı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") 146. maddesi ile 153. maddesinin birinci fıkrasının giriş cümlesi ve (3) numaralı bendi şu şekildedir:

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur:

3. Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.04.2016 tarihli, E. 2016/2953, K. 2016/7216 sayılı kararında "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda mal rejiminin tasfiyesi davaları için her hangi bir zamanaşımı düzenlemesi getirilmemiştir. Bu durumda, aynı kanunun 5. maddesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulanmalıdır. Zira, TBK'nun 646.maddesine göre, Borçlar Kanunu, Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir. TBK'nun 146.maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Dairemiz uygulamalarında da, mal rejiminin tasfiyesi davalarında on yıllık genel zamanaşımı süresi kabul edilmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas 2013/520 Karar sayılı kararı) kabulü de bu yöndedir. Her ne kadar, Dairemiz önceki uygulamalarında edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanmayla sona ermesi durumunda, TMK'nun 178. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresini kabul etmişse de, Yargıtay HGK'nun yukarıda açıklanan içtihadı doğrultusunda görüş değişikliğine gidilmiştir." denilmiş; "TBK'nun 149/1.maddesine göre, zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Aynı Kanun'un 153/3.maddesine göre de, evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa da durur." açıklamasına yer verilerek "boşanma kararının kesinleştiği tarihte başlayan on yıllık zamanaşımı süresi" dava tarihi itibarıyla dolmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi doğru görülmemiştir.

XI. Kısmi Dava ve Talep Artırımı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ("HMK") belirsiz alacak davasına ilişkin 107. maddesi 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. HMK'nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine 7589 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle eklenen dördüncü fıkra şu şekildedir:

Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Sonuç

Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır; 01.01.2002 tarihinden önce evlenmiş eşler bakımından, sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçilmemişse, bu tarihe kadar mal ayrılığı rejimi geçerli olup, bu dönemde edinilen mallar yönünden uyuşmazlık katkı payı alacağı kurallarına göre çözümlenir. Mahkemece evliliğin boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

Kural olarak her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur; katılma alacağı için talep eden eşin malın edinilmesine katkıda bulunmuş olması gerekmez. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 10.10.2023 tarihli kararında tasfiye tarihinin karar tarihi olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 19.04.2016 tarihli kararına göre, mal rejiminin boşanma sebebiyle sona ermesi hâlinde eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi davalarında TBK'nın 146. maddesindeki on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre boşanma kararının kesinleştiği tarihte başlar. Üçüncü kişilere karşı açılacak dava bakımından ise TMK'nın 241. maddesinin ikinci fıkrasındaki süreler uygulanır.

Tüm makaleler