İlamsız Takipte İtirazın Kaldırılması (İİK m. 68 ve 68/a)
İlamsız takipte itirazın hükümden düşürülmesi yolları, itirazın kesin ve geçici olarak kaldırılması, görevli mahkeme ve talebin nitelendirilmesi, başvuru süresi, hukuki yarar, yargılama usulü ve icra inkâr tazminatı, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınmaktadır.
Mevzuat Hükümleri ve Yargıtay Kararları
Giriş
İlamsız icra takibinde borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmesiyle takip durur. Alacaklının duran takibe devam edebilmesi için itirazın hükümden düşürülmesi gerekir. Bunun yollarından biri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ("İİK") 68 ve 68/a maddelerinde düzenlenen ve icra mahkemesinden istenen itirazın kaldırılmasıdır.
Aşağıda itirazın hükümden düşürülmesi yolları, itirazın kesin ve geçici olarak kaldırılması, görevli mahkeme ve talebin nitelendirilmesi, başvuru süresi, hukuki yarar ve talebin konusuz kalması, yargılama usulü ve icra inkâr tazminatı konuları, ilgili kanun hükümleri ve Yargıtay kararları üzerinden ele alınmaktadır.
I. İtirazın Hükümden Düşürülmesi Yolları
Süresi içinde yapılan itirazın takibe etkisi İİK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir:
Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli, E. 2015/16867, K. 2015/30379 sayılı kararında "Ödeme emrine itiraz edilmesi halinde, duran takibin devamını sağlayabilmek için alacaklı, İİK'nun 68. maddesine göre itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi, İİK'nun 67. maddesi uyarınca genel mahkemede itirazın iptali davası da açabilir." denilmiştir.
İtirazın iptali davası ise İİK'nın 67. maddesinin birinci fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli, E. 2024/1528, K. 2025/2349 sayılı kararında bu iki yol hakkında "Anılan düzenlemelere göre, süresi içinde yapılan geçerli bir itiraz ile veya gecikmiş itiraz nedeninin icra mahkemesince kabulü üzerine duran icra takibine devam edebilmek için alacaklının başvurusu ile itirazın hükümden düşürülmesi lazımdır ve bunu temin gayesiyle alacaklının ya itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekir." denildikten sonra, "takip konusu alacak İİK’nın 68, 68-a maddelerindeki belgelerden birine dayanmaktaysa, alacaklı dilerse icra mahkemesinde itirazın kaldırılması, dilerse mahkemede itirazın iptali davası açma (m.67) yoluna gidebilir." ifadesine yer verilmiştir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 25.04.2022 tarihli, E. 2022/5315, K. 2022/7352 sayılı kararında da "Takibin devamını sağlamak için alacaklı dilerse itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurabileceği gibi, takip konusu alacağın dayanağı İİK’nın 68-68/a daki belgelerden değilse, genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir." ve "İcra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvuran alacaklı, bu yolu bırakarak mahkemede itirazın iptali davası da açabilir." denilmiştir.
II. İtirazın Kesin Olarak Kaldırılması (İİK m. 68)
İtirazın kesin olarak kaldırılması İİK'nın 68. maddesinin ilk üç fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:
Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.
Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.11.2007 tarihli, E. 2007/19317, K. 2007/22075 sayılı kararında "Alacaklının hangi nitelikteki belgelere dayalı olarak İcra Mahkemesinden borçlunun itirazının kaltırılmasını ve takibin devamını isteyebileceği İİK.nun 68/1.maddesinde düzenlenmiştir." denildikten sonra "Somut olayda alacaklının dayandığı adi senet mücerret borç ikrarını içerdiği için buna dayalı olarak İcra Mahkemesinden borçlunun itirazının kaldırılması istenebilir." sonucuna varılmıştır. Aynı kararda, borçlunun imzaya itiraz etmediği durumda yapılacak inceleme hakkında "Ancak olayımızda imzaya itiraz olmadığı için inceleme İİK.nun 68.maddesindeki esaslar dairesinde sürdürülüp sonuçlandırılacaktır. Bir başka anlatımla borçludan 68/2 madde gereğince varsa ödeme belgesi istenecek ve bu maddedeki kurallara göre itirazın kaldırılması talebi hakkında değerlendirme yapılacaktır." denilmiştir.
Takibe dayanak belgenin İİK'nın 68. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen nitelikte olmasının borçlunun itirazına etkisi hakkında Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 03.12.2015 tarihli kararında "takip konusu belgelenin anılan maddede öngörülen nitelikte olması, itirazın bu nedenle ve doğrudan doğruya geçersizliği sonucunu doğurmaz." denilmiştir.
Mirasçı borçlunun terekenin borca batık olduğunu ileri sürmesi hâlinde kendisine verilecek mühlet ile bunun dışındaki iddia ve savunmaların bekletici mesele yapılamayacağı ise İİK'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir:
Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.
III. İmzaya İtiraz ve İtirazın Geçici Olarak Kaldırılması (İİK m. 68/a)
Takibin dayandığı senet hususi olup borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklının başvurabileceği yol İİK'nın 68/a maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir:
Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu hâlde icra hâkimi iki taraftan izahat alır.
İmza incelemesi ve bu inceleme sonunda verilecek karar aynı maddenin üçüncü fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:
Tatbika medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mükayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse, oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermiyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 26.11.2007 tarihli kararında da "İmzaya itiraz edilmiş olması halinde yine İcra Mahkemesi görevli olup, inceleme İİK.nun 68/a maddesinde öngörülen kurallar dairesinde yapılır." denilmiştir.
İmzanın borçluya ait olduğuna karar verilmesi hâlinde uygulanacak para cezası aynı maddenin altıncı fıkrasında düzenlenmiştir:
İcra hakimi, imzanın borçluya aidiyetine karar verdiği takdirde borçluyu sözü edilen senede dayanan takip konusuna alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve borçlu açtığı davayı kazanırsa bu ceza kalkar.
IV. Görevli Mahkeme ve Talebin Nitelendirilmesi
Alacaklının itirazın kaldırılması talebinin asliye hukuk mahkemesince esastan incelendiği bir olayda Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 05.02.2018 tarihli, E. 2016/15721, K. 2018/386 sayılı kararında "Bu durumda uyuşmazlığın İcra Hukuk Mahkemesinde çözümlenip görülmesi gerekirken mahkemece işin esası incelenerek karar verilmesi doğru görülmemiştir." denilerek hüküm bozulmuştur.
Alacaklının icra mahkemesine yaptığı başvuruda itirazın iptalini talep ettiği bir olayda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.11.2015 tarihli, E. 2015/19494, K. 2015/28162 sayılı kararında "Hukuk Muhakemeleri Kanununun yargılamaya hakim olan ilkeler bölümünde düzenlenen 33. maddesinde yer alan “Hakim, Türk hukukunu resen uygular” ilkesi gereğince hakim taraflarca ileri sürülen maddi vakıalar ile bağlı ise de, onların hukuki nitelendirmeleri ile bağlı değildir." denildikten sonra "Somut olayda, her ne kadar alacaklı, icra mahkemesine başvurusunda itirazın iptalini talep etmiş ise de, bu durum HMK'nun 33. maddesinde yer alan “hukuki tavsifin hakime ait olduğu” kuralını değiştirmez. Buna göre mahkemece, alacaklının başvurusunun itirazın kaldırılması talebi olarak kabul edilip İİK'nun 68/1. maddesi kapsamında inceleme yapılması gerekir." sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 25.04.2022 tarihli kararında ise icra mahkemesinin inceleme konusu "Mahkemece takibe dayanak belgelerin İİK’nın 68. maddesi kapsamında sayılan belgelerden olup olmadığı incelenerek itirazın kaldırılması talebinin reddi veya kabulüne karar verilmesi gerekir." sözleriyle belirtilmiştir.
V. Başvuru Süresi
İtirazın kesin olarak kaldırılması için İİK'nın 68. maddesinin birinci fıkrasında, geçici olarak kaldırılması için ise 68/a maddesinin birinci fıkrasında, itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren altı aylık süre öngörülmüştür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 22.04.2025 tarihli kararında, sürenin niteliği ve başlangıcı hakkında "Hem itirazın iptali davası, hem de itirazın kaldırılmasında kanun koyucu hak düşürücü süreler öngörmüş olup, bu süre itirazın kaldırılması için altı ay (m.68, 68-a), itirazın iptali davası için bir yıldır (m. 67). Her ikisinde de süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar ve tebliğ yukarıda açıklandığı üzere Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanır." denilmiştir. Aynı kararda, itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden alacaklının icra mahkemesine başvurması hâli için "Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile alacaklının ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın kaldırılması yönünde icra hukuk mahkemesine başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın kaldırılması dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir." açıklamasına yer verilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 16.11.2015 tarihli kararında da "İtirazın kaldırılması için öngörülen altı aylık süre, yasadan kaynaklanan hak düşürücü süre olup, mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir." denilmiştir.
VI. Hukuki Yarar ve Talebin Konusuz Kalması
Borçlunun itirazının süresinde yapılmadığı bir olayda Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.04.2018 tarihli, E. 2018/1529, K. 2018/10976 sayılı kararında "Davalının itirazı süresinde olmadığına göre, davacı alacaklı icra dairesinden alacağa ilişkin takip muamelelerine devam edilmesini İİK.nın 66.maddesi gereği isteyebileceğinden icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını talep etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır." ve "Hukuki yarar dava şartı olup mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır." denilmiştir.
Aynı takipte yapılan itirazın geçersizliğine icra mahkemesince daha önce karar verilmiş olan bir olayda ise Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.01.2014 tarihli, E. 2013/35948, K. 2014/1876 sayılı kararında "Kural olarak icra mahkemesi kararlarının uygulanması için kesinleşmesi gerekmez." denildikten sonra "O halde, aynı takibe ilişkin olarak İcra mahkemesince itirazın geçersizliğine ilişkin verilen 18/06/2013 tarihli karar doğrultusunda, itirazın kaldırılması davasının da konusu kalmadığından, mahkemece esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir." sonucuna varılmıştır.
VII. Yargılama Usulü
İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebi üzerine izleyeceği usul İİK'nın 70. maddesinde düzenlenmiştir:
İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması hakkındaki talep üzerine iki tarafı davet eder ve 18 inci madde hükmüne göre kararını verir.
Bu maddede atıf yapılan 18. maddenin birinci fıkrası şu şekildedir:
İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır.
Borçlunun yetkiye, borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği bir takipte Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.12.2010 tarihli, E. 2010/13858, K. 2010/30011 sayılı kararında "Mahkemece, yukarıda belirtilen diğer hususlar incelenmeksizin sadece yetki itirazı yönünden gerekçe belirtilerek yetki itirazının kaldırılmasına takibin devamına şeklinde hüküm kurulması isabetsizdir." denilmiştir.
VIII. İcra İnkâr Tazminatı
İtirazın kesin olarak kaldırılması talebinde tazminat İİK'nın 68. maddesinin son fıkrasında düzenlenmiştir:
İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.
İtirazın geçici olarak kaldırılması talebinde tazminat ise 68/a maddesinin son fıkrasında düzenlenmiştir:
İtirazın muvakkaten kaldırılması talebinin kabulü halinde borçlu, bu talebin reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.
Tazminatın tespitinde esas alınacak miktar İİK'nın 67. maddesinin son fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
Borca itirazın kaldırılmasına karar verildiği hâlde icra inkâr tazminatı isteminin reddedildiği bir olayda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.02.2012 tarihli, E. 2011/15436, K. 2012/3724 sayılı kararında "Somut olayda mahkemece, borçlunun borca itirazının kaldırılmasına karar verildiği, itirazın esasa ilişkin olduğu ve alacaklının da talebi bulunduğu halde mahkemece borçlu aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki istemin reddi isabetsizdir." denilmiştir.
Sonuç
İlamsız takipte süresi içinde yapılan itiraz takibi durdurur. Takip konusu alacak İİK'nın 68 ve 68/a maddelerindeki belgelerden birine dayanıyorsa alacaklı, itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyebileceği gibi genel mahkemede itirazın iptali davası da açabilir; alacak bu belgelerden birine dayanmıyorsa alacaklı genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir.
İtirazın kaldırılması, itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde istenmelidir; bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re'sen gözetilir. İcra mahkemesi talep üzerine iki tarafı davet eder ve kararını İİK'nın 18. maddesi hükmüne göre, basit yargılama usulüyle verir. İcra mahkemesine yapılan başvuruda "itirazın iptali" ifadesinin kullanılmış olması, başvurunun itirazın kaldırılması talebi olarak nitelendirilmesine engel değildir.
İtirazın kesin olarak kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı; itirazın geçici olarak kaldırılması talebinin kabulü hâlinde borçlu, reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

