Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik Çerçevesinde Hukuki Sorumluluk
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik'in yasal dayanağı, kapsamı ve yönetmeliğe aykırılıktan doğan hukuki sorumluluk güncel Danıştay kararları çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Giriş: Yasal Dayanak, Amaç ve Kapsam
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY), 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu'nun Ek 9. maddesine dayanılarak yürürlüğe konulmuştur. Anılan hükümde, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların yangınla mücadele için ekip kurmak, önleme ve söndürme planları hazırlamak ve gerekli araç-gereci hazır bulundurmak zorunda olduğu; gerçek kişilerin de yangınla mücadele için gerekli önlemleri alacağı düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 1. maddesi uyarınca temel amaç; kamu kurum ve kuruluşları, özel kuruluşlar ve gerçek kişilerce kullanılan her türlü yapı, bina, tesis ve işletmenin tasarım, yapım, işletim, bakım ve kullanım safhalarında çıkabilecek yangınların en aza indirilmesi ve herhangi bir şekilde çıkabilecek yangının can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlamaktır. 2. madde gereğince düzenleme, ülkedeki her türlü yapı ve tesis ile açık-kapalı alan işletmelerinde alınacak önleme ve söndürme tedbirlerini kapsamaktadır.
Danıştay 10. Dairesi'nin 16.06.2021 tarihli ve E. 2016/1821, K. 2021/3373 sayılı kararında, Yönetmeliğin yağmurlama (sprinkler) sistemi, duman algılama sistemi ve sahanlıklı düz kollu basamak genişliği en az 100 cm korunumlu yangın merdivenine ilişkin dava konusu hükümlerinde dayanağı Yasa hükümlerine, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 10. Dairesi'nin 15.09.2020 tarihli ve E. 2015/2613, K. 2020/2969 ile E. 2015/2769, K. 2020/2968 sayılı kararlarında ise tutukevi, cezaevi ve ıslah evi binalarının da kurumsal binalar arasında sayıldığı, bu tür kurumlarda meydana gelen yangınlarda idarenin hizmet kusurunun tespitinde yangın tedbirlerinin alınıp alınmadığının doğrudan gözetildiği belirtilmiştir.
I. Ruhsatlandırma, Projelendirme ve Standartlar
Yönetmeliğin 5. maddesi, yangın güvenliğini bina inşa edildikten sonra denetlenen tali bir konu olmaktan çıkarıp ruhsatlandırma sürecinin kurucu bir unsuru hâline getirmektedir. Hükme göre projeler, yangına karşı güvenlik bakımından Yönetmelikte öngörülen şartlara uygun değilse yapı ruhsatı verilmez; yeni yapılan veya kullanım amacı değiştirilen yapılarda bu esaslara uygun imalat yapılmadığı tespit edilirse, eksiklikler giderilinceye kadar yapı kullanma izin belgesi veya çalışma ruhsatı düzenlenmez.
Aynı maddede, Yönetmelikte hüküm bulunmayan teknik hususlarda öncelikle Türk Standartlarının (TS/TS EN), bunların bulunmaması hâlinde Avrupa Standartlarının (EN) esas alınacağı; Türk veya Avrupa Standartlarında düzenlenmeyen hususlarda uluslararası geçerliliği kabul edilen standartların da kullanılabileceği öngörülmüştür.
Standartların yorumlanmasında idarenin takdir yetkisi sınırsız değildir. Danıştay 10. Dairesi'nin 28.12.2021 tarihli ve E. 2019/261, K. 2021/5537 sayılı kararında, Yönetmelik ekinde eğitim, sağlık, ticaret ve toplanma amaçlı binalarda öngörülen otomatik yangın algılama sistemi zorunluluğunun, belirli bir yapı yüksekliği veya kullanım alanının altında kalan yapılar için kaldırılmasına ilişkin hükümler, kanunun amacına ve kamu yararına aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Kararda, sağlık ve eğitim tesislerinde, toplanma amaçlı binalarda, insanların yoğun olarak bulunduğu endüstriyel amaçlı binalarda ve ticari amaçlı binalarda çıkacak bir yangının erken algılanarak bu tür binaların erken tahliyesinin hayati öneme sahip olduğu belirtilmiştir.
II. Sorumluluk Rejimi: Görev, Yetki ve Kusur Dağılımı
Yönetmeliğin 6. maddesi, kamu ve özel hukuk aktörlerinin sorumluluğunu kademelendirerek düzenlemiştir. Buna göre yangın söndürme, algılama, duyuru ve acil aydınlatma gibi aktif güvenlik sistemlerinin yetersizliğinden; proje eksik veya hatalıysa proje müellifleri, imalat eksik veya standartlara aykırıysa müteahhit veya yapımcı firma sorumludur. Sistemin çalışmaması işletmeden kaynaklanıyorsa işletmeci kuruluş, sistemin kurulması yazılı olarak bildirildiği hâlde yaptırılmamışsa yapı sahibi doğrudan sorumlu tutulmaktadır. Aynı maddenin devamında, yapı sahipleri ve temsilcileri, tasarım-uygulama-denetimde görevli mimar ve mühendisler, yapı denetimi kuruluşları ile müteahhit, imalatçı ve danışmanların kusurlarına göre sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. Sigorta şirketleri de yangına karşı sigorta ettirme talebi aldıkları binalarda, tesislerde ve işletmelerde Yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etmek mecburiyetindedir (madde 6/6).
Ceza Hukuku Sorumluluğu
Türk Ceza Kanunu'nda müstakil bir "bina yangını suçu" bulunmamakla birlikte, bina yangınları genel hükümler çerçevesinde cezalandırılmaktadır: genel güvenliğin kasten (TCK m. 170) veya taksirle (TCK m. 171) tehlikeye sokulması, yangın neticesinde ölüm veya yaralanma meydana gelmesi hâlinde taksirle öldürme (TCK m. 85) veya taksirle yaralama (TCK m. 89) hükümleri uygulama alanı bulmaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 24.03.2014 tarihli ve E. 2013/13090, K. 2014/7232 sayılı kararında, 19.12.2007 tarihli ve 26735 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 6 ve 58. maddeleri kapsamında, projeye aykırı şönt baca yapılması ve yangının çıkış şekli birlikte değerlendirilerek, genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde taksirle yangına neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Proje müellifleri, yapı denetçileri, müteahhitler, apartman yöneticileri ve işletmeciler bakımından, mevzuattan ve sözleşmeden doğan gözetim ve güvenlik yükümlülüklerinin (garantörlük) ihmal edilmesi hâlinde ihmali davranışla işlenen suçlardan sorumluluk gündeme gelebilmektedir.
III. Bina Kullanım Sınıflandırması ve Konut-Büro Ayrımı
Yönetmeliğin 12. maddesi büro binalarını, ticaret amaçlı binalar hariç olmak üzere, büro hizmetlerinin yürütüldüğü, hesap ve kayıt işlemlerinin yapıldığı binalar olarak tanımlamakta; bankalar, borsalar, kamu hizmet binaları ile doktor ve diş hekimi muayenehanelerini bu kapsamda saymaktadır. Maddenin 2. fıkrası uyarınca, başka bir binanın bünyesinde büro hizmetleri için kullanılan bölümler, ana binanın kullanım sınıflandırmasına tâbidir.
Danıştay 4. Dairesi'nin 14.11.2023 tarihli ve E. 2023/6707, K. 2023/6263 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesi, konut olarak yapılan binada büro faaliyetleri yürütülmesinin Yönetmeliğin 12. maddesinin 2. fıkrası uyarınca binanın kullanım sınıfını değiştirmeyeceği gerekçesiyle işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline ilişkin işlemi iptal etmiştir. Bölge idare mahkemesi, bu kararın, Yönetmelik eklerinde konutlar ile büroların aynı tehlike sınıfında (orta tehlike-1) yer aldığını ve aynı tehlike sınıfı içinde yer almaları sebebiyle ilave bir tedbirin uygulanmasına gerek olmadığını belirten ve benzer durumdaki başka bir daireye ilişkin dosyada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporundaki görüşlere de paralel olduğunu belirterek istinaf başvurusunu reddetmiş; Danıştay 4. Dairesi de temyiz nedenlerini kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmeyerek bölge idare mahkemesi kararını onamıştır.
IV. Mevcut Yapılara İlişkin Uygulama ve İstisnalar
Yönetmeliğin 138. maddesi, mevcut binaların tâbi olduğu rejimi ayrıca düzenlemiştir. 19/12/2007 tarihinden önce yapı ruhsatı başvuru dilekçesi eki projeleri ilgili idarece onaylanmış olan yapılar "mevcut yapı" sayılır (madde 138/4) ve bu yapılarda, 2002/4390 sayılı mülga Yönetmeliğe uygun tedbirler alınmışsa kural olarak ilave tedbir aranmaz (madde 138/2). Danıştay 4. Dairesi'nin 14.11.2023 tarihli ve E. 2023/7875, K. 2023/6262 sayılı kararıyla, 19/12/2007 tarihinden önce yapı ruhsatı onaylanan binanın 138. maddenin 2. fıkrası kapsamında "mevcut yapı" niteliğinde olduğu ve mevcut yapılardan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yangın tedbirleri alınmış olanlar için ilave tedbir alınmamasının asıl olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararı onanmıştır.
Bu kuralın istisnaları dardır ve kullanım amacı değişikliğine bağlanmıştır. Mevcut yapılardan Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra kullanım amacı değiştirilerek sağlık amaçlı bina ve tesisler, yatılı sağlık kuruluşları, anaokulları, kreşler, çocuk kulüpleri, ilköğretim okulları, yetiştirme yurtları, eğlence yerleri ve konaklama amaçlı olarak kullanılacak bina ve tesisler ile tehlikeli maddelerin bulundurulacağı binalar, mevcut yapılara ilişkin Kısım hükümlerinin uygulandığı yapıların dışında bırakılmıştır (madde 138/1). Danıştay 2. Dairesi'nin 11.01.2023 tarihli ve E. 2021/4284, K. 2023/73 sayılı kararında, eğlence yerleri, eğitim tesisleri ve yoğun kullanımlı yapılarda yangın merdivenlerinin tabii zemine kadar indirilmesinin zorunlu olduğu, belirli kullanıcı sayısını aşan eğlence yerlerinde dairesel merdivene izin verilmediği açıkça vurgulanmıştır. Danıştay 4. Dairesi'nin 29.05.2025 tarihli ve E. 2024/3924, K. 2025/3529 sayılı kararında ise, Yönetmelik öncesinde ruhsatlandırılmış tehlikeli madde tesislerinde asgari emniyet mesafeleri hariç olmak üzere diğer yangın güvenliği hususlarında Yönetmeliğin esas alınacağı belirtilmiştir.
İdari denetim boyutunda, Danıştay 10. Dairesi'nin 16.11.2023 tarihli ve E. 2019/10128, K. 2023/6975 sayılı kararı önemlidir: özel güvenlik eğitim kurumlarının itfaiye birimlerince denetlenmesi ve yangın güvenliği eksiklikleri giderilene kadar eğitim bildirimlerinin kabul edilmemesi, cezalandırıcı bir işlem değil, can ve mal güvenliğini temin eden bir idari tedbir olarak nitelendirilmiştir. Doktrinde, algılama sensörleri, kaçış yollarının boş tutulması ve taşınabilir söndürme ekipmanları gibi iyileştirici ve işletimsel tedbirlerin, mevcut yapı muafiyeti kapsamına girmeksizin bina yönetimlerince derhâl alınması gerektiği kabul edilmektedir; buna karşılık yeni bir kaçış merdiveni inşası gibi ağır yapısal tadilatların mevcut yapılardan beklenemeyeceği görüşü de doktrinde savunulmaktadır.
V. Emsal Kararların Özeti
- Mevcut yapı & konut-büro kullanımı — Danıştay 4. Daire, 14.11.2023, E. 2023/6707, K. 2023/6263: İlk derece mahkemesinin, binanın 138/2 kapsamında mevcut yapı niteliğinde olduğu ve konut olarak yapılan binada büro faaliyetleri yürütülmesinin 12/2 uyarınca binanın kullanım sınıfını değiştirmeyeceği gerekçesiyle verdiği iptal kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararı onanmıştır.
- Algılama sistemi muafiyetinin iptali — Danıştay 10. Daire, 28.12.2021, E. 2019/261, K. 2021/5537: Eğitim, sağlık, toplanma ve ticari binalarda yükseklik/alan sınırına dayalı algılama muafiyeti hukuka aykırıdır.
- İdari denetim ve faaliyet tedbiri — Danıştay 10. Daire, 16.11.2023, E. 2019/10128, K. 2023/6975: İtfaiye raporundaki eksiklikleri verilen süre sonunda gidermeyen özel güvenlik eğitim kurumlarının eğitim bildirimlerinin kabul edilmemesi "idari tedbir" mahiyetinde görülmüş ve hukuka, kamu yararı amacına ve orantılılık ilkesine aykırı bulunmamıştır.
- Yangın merdiveni ve tahliye standardı — Danıştay 2. Daire, 11.01.2023, E. 2021/4284, K. 2023/73: Mevcut yapılara ilişkin 151/1-b ve 154. maddeler uygulanarak, içkili lokanta faaliyet konulu işyerinin bulunduğu binada dairesel olan ve tabii zemine ulaşmayan yangın merdiveni nedeniyle binanın yangın önlemleri yönünden yetersiz olduğu kabul edilmiştir.
- Taksirle yangına neden olma (ceza) — Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 24.03.2014, E. 2013/13090, K. 2014/7232: Projeye aykırı şönt baca yapılması, yangının çıkış şekli ve Yönetmeliğin 6 ve 58. maddeleri ile tüm dosya kapsamına göre, genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde taksirle yangına neden olma suçundan kurulan hükümlülük kararı onanmıştı
- r.
VI. Dava Stratejisi: Usul ve Sigorta Hukuku Boyutu
Yangın hasarlarından kaynaklanan özel hukuk tazminat davalarında husumetin doğru belirlenmesi, Yönetmeliğin 6. maddesindeki kusur dağılımına göre yapılmalıdır: projedeki eksiklikte proje müelliflerine, imalatın standartlara aykırılığında müteahhit ve yapı denetim kuruluşuna, sistemlerin bakımsızlığında işletmeci veya site yönetimine, yazılı ihtara rağmen sistem yaptırmayan bina sahibine veya kat maliklerine husumet yöneltilmelidir.
Usul hukuku bakımından güncel bir gelişme dikkate alınmalıdır: 7589 sayılı Kanun değişikliği çerçevesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107'de düzenlenen belirsiz alacak davası, 31 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Bu sebeple bina hasarının kapsamının bilirkişi incelemesiyle netleşeceği yangın tazminatı davalarında, dava tarihinden itibaren belirsiz alacak davası yolu artık kapalıdır. HMK m. 109 uyarınca talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir; dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez. 7589 sayılı Kanun ile eklenen HMK m. 109/4 hükmü uyarınca, kısmi davada talep konusu bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sonuna kadar artırılabilecek; artırılan kısım için zamanaşımı da ilk dava tarihi itibarıyla kesilmiş sayılacaktır.
Sigorta hukuku boyutunda, Yönetmeliğin 6/6. maddesi sigorta şirketlerine, yangına karşı sigorta ettirme talebi aldıkları binalarda, tesislerde ve işletmelerde Yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etme mecburiyeti getirmektedir. Ekspertiz raporlarında yangın güvenlik sistemlerinin bulunmadığının veya çalışmadığının tespiti hâlinde, poliçe şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca tazminattan indirim veya teminat dışı kalma iddiaları gündeme gelebilmektedir. Tazminatı ödeyen sigortacının, halefiyet ilkesi uyarınca Yönetmeliğe aykırı davranan müteahhit, yapı denetim kuruluşu veya bina yöneticisine karşı rücu davası açması ya da uyuşmazlığı Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde çözmesi de mümkündür.
İdari yargı cephesinde ise, yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni verilirken yangın güvenliği denetimini yapmayan, kullanım amacı değişikliğinde gerekli kontrolleri gerçekleştirmeyen veya itfaiye uygunluk raporunu gerçeğe aykırı düzenleyen belediyeler ve yetkili idareler aleyhine, hizmet kusuru esasına dayalı tam yargı davaları açılabilmektedir.
Sonuç
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, projelendirmeden iskâna, işletmeden periyodik bakıma kadar tüm bina paydaşlarını bağlayan dinamik bir güvenlik rejimi kurmaktadır. Uygulamada yangın güvenliği eksiklikleri; idare hukuku yönünden ruhsat alamama veya ruhsatın iptali, ceza hukuku yönünden taksirle tehlikeye sokma ile taksirle öldürme veya yaralama sorumluluğu, özel hukuk yönünden ise TBK m. 69 ve Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde doğrudan tazminat ve rücu sorumluluğu doğurmaktadır.
Somut bir uyuşmazlıkta izlenecek yol şu şekilde özetlenebilir: öncelikle yapının ruhsat tarihine göre mevcut yapı mı yeni yapı mı olduğu (madde 138/4), ardından fiilî kullanım amacının ruhsattaki kullanım amacından farklılaşıp farklılaşmadığı ve bu farkın madde 12/2 kapsamında sınıf değişikliğine yol açıp açmadığı belirlenmelidir. Mevcut yapı olsa dahi, sağlık, eğitim, eğlence veya konaklama amaçlı kullanıma dönüşen yapıların istisna kapsamı dışında kaldığı unutulmamalıdır. Bir yangın meydana geldiğinde, yangının çıkış sebebi ile zararın artmasına yol açan yapısal ve işletimsel eksiklikler birbirinden ayrıştırılmalı; sorumluluk, ihlal edilen normun koruma amacına göre paylaştırılmalıdır. Tazminat talebiyle açılacak davalarda, 31.07.2026 itibarıyla belirsiz alacak davası yolu kapandığından, HMK m. 109 kısmi dava mekanizmasının doğru kurgulanması, hak kaybının önlenmesi bakımından belirleyici önem taşımaktadır.

