Babalık İlişkisi ve Soybağının Kurulması ile Reddine İlişkin Güncel Mevzuat ve İçtihat İncelemesi
Soybağının kurulma yolları ile babalığın reddine ilişkin güncel mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihadı incelenmektedir.
Mevzuat Hükümleri, Güncel Yargıtay Kararları ve Doktrin
I. Soybağı Kavramı ve Soybağının Kurulma Yolları
Soybağı, Yargıtay kararlarında bir kimseyle ana-babası arasındaki doğal ve/veya hukuki bağ olarak tanımlanmaktadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 06.11.2024 tarihli, 2024/2346 E. ve 2024/8355 K. sayılı kararı).
Doğal soybağı, biyolojik bağı; hukuki soybağı ise hukuk düzeninin aradığı koşulların gerçekleşmesiyle kurulan hukuki bağı ifade eder. Soybağı birbirinin soyundan gelen kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiğinden bu kavram içerisinde kan bağının yanında hukuki münasebetin de bulunması, diğer bir ifadeyle kan bağının hukuk düzeninin aradığı koşullar içerisinde oluşması zorunludur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca:
Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.
Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur.
Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur.
Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası koca sayılır (TMK m. 285).
Anayasa Mahkemesi'nin 26.12.2017 tarihli, B. No: 2014/5974 sayılı kararında, soybağının tespiti ve biyolojik kökenin belirlenmesi temel insan hakları bağlamında değerlendirilerek şu tespitte bulunulmuştur: "Kişinin genetik babasıyla nesep ilişkisi kurabilmesi maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının bir gereğidir." Kararda aktarılan Anayasa Mahkemesi'nin 10.10.2013 tarihli, E. 2013/62, K. 2013/115 sayılı kararının gerekçesinde ise "Hukuk devleti ilkesi de kişinin genetik-biyolojik kökenini bilme ve soybağı ilişkisini kurma hakkının önündeki engelleri kaldırmayı gerektirir." denilmiştir. Kararda ayrıca Anayasa'nın 41. maddesindeki "Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir.
II. Soybağının Reddi Davası (TMK m. 286 vd.)
A. Dava Hakkı, Husumet ve Aktif Dava Ehliyeti
Babalık karinesinin çürütülmesi amacıyla açılan soybağının reddi davası TMK m. 286 hükmünde düzenlenmiştir: "Koca, ana veya çocuk soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılır." Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2025 tarihli, 2025/119 E. ve 2025/1171 K. sayılı kararında, 4721 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesi gereğince koca, ana veya çocuğun soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebileceği ve bu davanın dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılacağı ilkeleri vurgulanmıştır.
İlgili diğer kişilerin dava hakkı ise TMK m. 291/1 gereğince sıkı koşullara bağlanmıştır: "Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde baba olduğunu iddia eden kişi, kocanın altsoyu, anası veya babası, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir." Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.11.2023 tarihli, 2023/5483 E. ve 2023/5700 K. sayılı kararıyla, evlilik birliği içinde doğan çocuğun babası olduğunu iddia eden kişinin açtığı davada, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu, davacının 4721 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine göre soybağının reddi, 301 inci maddesine göre de babalık davası açma hakkı olmadığı, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
B. Hak Düşürücü Süreler
TMK m. 289 uyarınca: "Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, (…) içinde açmak zorundadır. Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar."
Sürelerle ilgili olarak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 09.10.2024 tarihli, 2024/6619 E. ve 2024/7058 K. sayılı kararıyla, davacının haricen yaptırdığı DNA testi ile baba olmadığını öğrendiği tarihten itibaren yasal süresi içinde dava açtığı gerekçesiyle davayı kabul eden ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2024 tarihli, 2024/429 E. ve 2024/1473 K. sayılı kararıyla da, çocuğun ergin olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde soybağının reddi davası açması gerektiği ve bu sürenin geçtiği gerekçesine dayanan bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
III. Babalık Davası (Babalığın Hükmen Tespiti) (TMK m. 301 vd.)
A. Dava Hakkı, Husumet ve Zorunlu İhbar
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesi uyarınca: "Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.2025 tarihli, 2024/366 E. ve 2025/603 K. sayılı kararında, 4721 sayılı Kanun'un 301. maddesine göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuğun, babaya; baba ölmüşse mirasçılarına karşı açacakları babalık davası ile isteyebilecekleri belirtilmiştir. Kanun'un 301. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.
B. Ön Koşul / Dava Şartı: Mevcut Soybağının Bulunmaması
Babalık davasının dinlenebilmesi için çocuğun başka bir erkekle geçerli bir soybağının bulunmaması şarttır. TMK m. 295/son hükmü gereğince: "Başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz."
Yüksek mahkeme kararlarında bu ilke istikrarlı biçimde uygulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.2025 tarihli, 2024/366 E. ve 2025/603 K. sayılı kararında, çocuk ile baba arasında soybağı kurulmasını sağlayan son yolun babalık hükmü olduğu, bahse konu davanın çocuk ile baba arasında soybağı kurulabilmesi için çocuğun bir başka erkek ile soybağının bulunmaması gerektiği, çocuğun herhangi bir yolla bir başka erkek ile soybağı kurulmuş olması hâlinde bu soybağı ortadan kaldırılmadıkça babalık davası açılamayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2023 tarihli, 2022/10277 E. ve 2023/2009 K. sayılı kararıyla da, davacının dava dışı bir kişiyle soybağı ilişkisi olduğu, nüfus kayıtlarına göre bu soybağının reddedildiği ve babalık davasının dinlenebilmesi şartının gerçekleştiği gerekçesiyle davayı kabul eden ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
C. Hak Düşürücü Süreler
TMK m. 303 düzenlemesine göre: "Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 27/10/2011 tarihli ve E.: 2010/71, K.: 2011/143 sayılı Kararı ile.) Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir."
Ana yönünden dava açma süresi doğumdan itibaren bir yıldır; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2023 tarihli, 2023/93 E. ve 2023/2020 K. sayılı kararında aktarılan ilk derece mahkemesinin birinci kararında, 4721 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince ananın babalık davası açma hakkının doğumdan başlayarak bir yıl olduğu ve somut olayda bu sürenin geçtiği belirtilerek ananın davası reddedilmiş, bu karar ana tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 27.10.2011 tarihli ve E. 2010/71, K. 2011/143 sayılı kararı ile TMK m. 303/2 iptal edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 11.05.2023 tarihli, 2023/415 E. ve 2023/2369 K. sayılı kararında aktarılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.10.2019 tarihli, 2017/16242 E. ve 2019/9427 K. sayılı bozma ilamında, çocuk tarafından açılan babalık davasında hak düşürücü süreyi düzenleyen hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği belirtilmiş; 2. Hukuk Dairesi, bozmaya uyularak verilen kabul kararını onamıştır.
IV. Dava Tefriki ve Bekletici Mesele Usulü
Aynı davada hem mevcut hukuki babaya karşı soybağının reddi hem de biyolojik babaya karşı babalığın tespiti talep edilmişse, taleplerin birlikte karara bağlanması usulen mümkün değildir. Mahkemenin izlemesi gereken yol; davacının mevcut hukuki babası ile olan soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün olmadığından, eldeki davaya soybağının reddi olarak bakılarak taraf teşkilinin sağlanması, iddia ile ilgili DNA raporu da aldırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi, babalığın tespiti talebinin ise eldeki dosyadan tefrik edilerek başka bir esasa kaydedilip soybağının reddi davasının sonucu beklenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
V. İspat Kuralları, DNA İncelemeleri ve Yargılama Usulü (TMK m. 284)
Soybağı ve babalık davaları kamu düzenine ilişkindir. TMK m. 284 uyarınca: "Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır: 1. Hâkim maddî olguları re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. 2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hâkim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir."
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 23.05.2019 tarihli, 2019/3061 E. ve 2019/5468 K. sayılı kararında, davalının bulunamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu hususun davanın reddine gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, mahkemece kolluk vasıtası ile gerekli araştırmanın yapılması, iddia ile ilgili olarak DNA incelemesi yapılmasının sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek eksik inceleme ve araştırma ile verilen ret kararı bozulmuştur.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere soybağının belirlenmesinde tekniğin ve tıbbın tüm imkanlarından yararlanılması gerekmektedir. Paralel şekilde soybağının reddi davasında da aynı şekilde hareket edilerek karar verilmelidir.
VI. Fer'î ve Malî Talepler
Yaygın kanıya göre nafaka talepleri sadece boşanma davaları ile gündeme geliyor gibi kabul edilmektedir. Ancak Kanun Koyucu TMK m. 333'te bulunan düzenlemeyle kanun hükmünde yazılı belirli şartlar oluşursa babalık davası ile birlikte de nafaka talebinde bulunulabileceği ve mahkeme tarafından davalı babanın nafaka ödemesine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır.
TMK m. 333 uyarınca: "Babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hâkim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir." Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2023 tarihli, 2023/93 E. ve 2023/2020 K. sayılı kararıyla, nafaka talebinin babalığın tespitine ilişkin davanın ferisi niteliğinde olduğu, velâyeti anneye bulunan çocuğun bakım ve giderlerine davalının ekonomik gücü oranında katılmakla yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve tedbir ve iştirak nafakasına karar veren ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf taleplerini esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
TMK m. 304 gereğince ana; doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerin karşılanmasını talep edebilir.
VII. Görev ve Yetki
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi uyarınca, aile mahkemeleri, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işleri görür; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.2025 tarihli, 2024/366 E. ve 2025/603 K. sayılı kararında da soybağının reddi, tanımanın iptali ve babalık davalarında görevli mahkemenin 4787 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca aile mahkemesi olduğu belirtilmiştir. TMK m. 283 uyarınca soybağı davaları, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
VIII. Doktrindeki Yaklaşımlar ve Tartışmalı Hususlar
A. Babalık Davasının İnşai Niteliği ve Salt Tespit Yasağı
Doktrinde baskın olarak kabul edildiği üzere (Şentürk, Durmuş, Genç), babalık davası salt bir tespit davası değildir. 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'ndeki "maddi sonuçlu babalık davası" (yalnızca nafaka/tazminat yükleyen, soybağı kurmayan) ve "şahsi sonuçlu babalık davası" (gayrısahih nesep kuran) ikiliği, 4721 sayılı Kanun ile terk edilmiştir. Bu yaklaşıma göre babalık hükmü, geçmişe etkili olarak ana rahmine düşme anından itibaren geçerli, tam ve eşit bir soybağı kuran inşai (kurucu) niteliktedir; bu nedenle soybağının medeni hukuk sonuçlarını doğurmaksızın salt genetik verinin tespiti amacıyla dava açılamayacağı kabul edilmektedir.
Doktrindeki araştırmacılar (Sabır, Bilgin, Altunok Hançer), TMK m. 302'de düzenlenen 180-300 günlük gebe kalma dönemi karinesinin ve cinsel ilişki olgusunun günümüz yargılamalarında işlevsel bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekmektedir. Bu görüşe göre, biyoteknolojik gelişmeler ve DNA profillemesinin %99,99 oranında kesin veri sunması nedeniyle klasik karinelerle ispat yöntemi yerini doğrudan biyolojik/genetik incelemeye bırakmıştır; Yargıtay da yerleşik içtihatlarında kuşkuya yer bırakmayacak biçimde Adli Tıp Kurumu DNA raporu alınmasını kamu düzeni gereği zorunlu görmektedir.
Doktrinde ve yargısal içtihatlarda (Yargıtay 8. HD, Yargıtay 18. HD, Altıner Yolcu, Bakırcı), çocuk ile bir başka erkek arasında nüfus kütüğünde kayıtlı hukuki soybağı bulunması hâlinde, bu bağ ortadan kaldırılmadan babalık davasının esasına girilemeyeceği hususunda tam bir fikir birliği bulunduğu belirtilmektedir. Bu görüşe göre babalık karinesinin çürütülmesi yalnızca soybağının reddi davasına özgülenmiş olup, bu husus nüfus kaydının düzeltilmesi davası veya sair itiraz yollarıyla ileri sürülemez.
B. Anası Belirsiz Çocuğun Babalık Davası Açabilmesi Tartışması
Doktrinde, anası belirsiz bir çocuğun babalık davası açıp açamayacağı konusunda görüş ayrılığı bulunmaktadır. Geleneksel / katı görüşü savunan yazarlara göre (Genç vd.), babalık davasının açılabilmesi için ön koşul, çocuğu dünyaya getiren kadının (ananın) belirli olmasıdır; çocuğun ana ile soybağı doğumla (TMK m. 282/1) kurulduğundan, anası belirsiz bir çocuğun doğrudan babalık davası açması veya babanın çocuğu tanımasının hukuki sistematikle bağdaşmadığı ileri sürülmektedir.
Tarafımıza ait görüşle de aynı doğrultuda olan modern / çocuk merkezli görüşü savunan yazarlara göre (Bilgin vd.) ise, Türk hukukunda bağımsız bir "annelik davası" düzenlenmemiştir; anası belirsiz, terk edilmiş veya nüfusa kayıtsız bir çocuğun biyolojik babası biliniyorsa veya genetik incelemeyle tespit edilebilecekse, çocuğun soybağını kurma ve kökenini bilme hakkı (çocuğun üstün yararı) gereğince ana şartına katı şekilde bağlı kalınmaması gerektiği savunulmaktadır. Bu görüşe göre, DNA teknolojisinin kesinliği karşısında, salt ananın nüfus kaydında görünmemesi sebebiyle çocuğun babalık davası açma hakkından yoksun bırakılması korunan anayasal menfaatlerle çatışmaktadır.
C. Biyolojik Babanın Dava Açma Hakkının Kapsamı
Biyolojik baba olduğunu iddia eden üçüncü kişinin, evlilik birliği devam ederken doğan çocuk üzerinde soybağının reddi davası açma hakkı TMK m. 291/1 uyarınca oldukça daraltılmış olup, kocanın ölümü, gaipliği veya sürekli ayırt etme gücünü kaybetmesi koşuluna bağlanmıştır. Doktrinde bir kısım yazarlar ailenin huzurunun ve koca-çocuk ilişkisinin korunması adına bu sınırlamayı savunurken, diğer bir grup yazar (Sarı Fidan, Altunok Hançer) AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında "biyolojik gerçekliğin tespiti hakkı" ve "özel hayata saygı" çerçevesinde biyolojik babaya daha geniş dava açma yetkisi tanınması gerektiğini ileri sürmektedir.
Bununla bağlantılı olarak, TMK m. 302'deki gebelik süresi karinesi ile tıp biliminin ulaştığı DNA testi imkânları arasındaki normatif çelişkinin, yani kanunun karine metnini muhafaza etmesine karşın uygulamanın tamamen bilimsel rapora dayanmasının doğurduğu hukuki boşluğun, doktrinde açık bir soru olarak tartışılmaya devam ettiği belirtilmektedir.
Sonuç
Babalık ve soybağının reddi davaları, Türk Medeni Kanunu'nun aile hukuku sistematiğinde bireyin biyolojik kökeni ile hukuki statüsünün uyumlaştırılmasını sağlayan, kamu düzenine sıkı sıkıya bağlı inşai (yenilik doğuran) dava türleridir. Babalık davası, evlilik dışı doğan çocuk ile biyolojik babası arasında hukuki soybağını geçmişe etkili olarak kuran olumlu kurucu yenilik doğuran bir davadır; bu doğrultuda soybağının hukuki sonuçlarını doğurmayacak şekilde yalnızca genetik babanın kimliğinin belirlenmesine yönelik salt tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamakta ve bu talep dinlenememektedir.
Başka bir erkekle hukuken geçerli soybağı bulunan çocuk hakkında, bu bağ soybağının reddi davası ile ortadan kaldırılmadıkça babalık davası görülemez; bu husus bir dava şartı olup, birlikte açılan davalarda tefrik ve bekletici mesele yapılması zorunludur. TMK m. 303/2 hükmü Anayasa Mahkemesi'nin 27.10.2011 tarihli ve E. 2010/71, K. 2011/143 sayılı kararı ile iptal edilmiş olup ananın dava hakkı ise TMK m. 303/1 uyarınca doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
TMK m. 284 uyarınca soybağı davalarında hâkim maddî olguları re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır (TMK m. 301/2); kararın kesinleşmesiyle birlikte çocuğun nüfus hanesi babanın hanesine tescil edilir veya soybağı şerhi işlenir.

