634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu Uygulamalarında Güncel Esaslar
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanma şartları, ortak yerlerin yönetimi ve genel giderlere ilişkin güncel Yargıtay ve Danıştay içtihadı ele alınmaktadır.
Giriş
Kat mülkiyeti ve kat irtifakına tabi taşınmazlarda kat maliklerinin hak ve borçları, ortak yerlerin yönetimi ve korunması, genel giderlere katılım ile bu süreçlerden doğan uyuşmazlıklar, temel olarak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) çerçevesinde düzenlenmektedir. KMK'nın tatbik şartlarının oluşmadığı hallerde ise uyuşmazlıkların çözümünde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) paylı ve müşterek mülkiyete ilişkin genel hükümleri uygulanmaktadır. KMK'nın 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "Kat mülkiyeti, arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir". Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bağımsız bölümlerin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleriyle oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payı üzerinden kurulur. Ancak kat mülkiyeti ve kat irtifakına tabi taşınmazlara ilişkin meydana gelecek uyuşmazlıkların çözümünde ilk olarak bakılacak yer taşınmazın yönetim planı olduğu da unutulmamalıdır.
Aşağıda, KMK'nın uygulanma şartları, ortak yerlerin hukuki rejimi, yönetim ve ortak giderler ile yargılama usulüne ilişkin esaslar, güncel Yargıtay ve Danıştay içtihatları ile 2026 yılında yürürlüğe giren mevzuat değişiklikleri esas alınarak ele alınmıştır.
I. Kanunun Uygulanma Şartları ve Görevli Mahkeme
634 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca, "Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir". Bahse konu görev kuralı kesin nitelikte olup, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli sayılabilmesi için KMK'nın tatbik şartlarının fiilen gerçekleşmiş olması aranır.
1. Kat irtifaklı taşınmazlarda 2/3 kullanım şartı. KMK'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, "Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır". Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2019 tarihli, E. 2019/225 ve K. 2019/937 sayılı ilamında, "Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanabilmesi için, anagayrimenkulde (tek parseldeki) kat mülkiyetinin kurulu olması veya 17. madde gereğince kat irtifakı kurulu parselde yapıların tamamlanmış ve üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanılmış olması gerekmektedir" denilmiştir. Aynı yönde, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2019 tarihli, E. 2017/5721 ve K. 2019/290 sayılı kararında, bu şartların varlığının gerekirse keşif yapılmak suretiyle araştırılması, aksi halde görevsizlik kararı verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
2. Kat mülkiyeti/irtifakı bulunmayan taşınmazlar. Kat mülkiyeti veya irtifakı tesis edilmemiş anataşınmazlarda uyuşmazlıklar genel hükümlere tabidir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 31.05.2016 tarihli, E. 2015/11632 ve K. 2016/8785 sayılı kararında, "Davaya konu anataşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulu olmayıp, somut olay Kat Mülkiyeti Yasasına göre değil, müşterek mülkiyet hükümlerine göre sorun çözülmelidir" denilerek, "Hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemesinin görevi asıl, sulh mahkemesinin görevi ise istisnadır" ilkesi hatırlatılmıştır.
3. Çok parselli siteler ve toplu yapı rejimi. KMK'nın 66. maddesi uyarınca toplu yapı, "bir veya birden çok imar parseli üzerinde, belli bir onaylı yerleşim plânına göre yapılmış veya yapılacak, alt yapı tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ile bunların yönetimi bakımından birbirleriyle bağlantılı birden çok yapıyı" ifade eder. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 25.09.2023 tarihli, E. 2022/14900 ve K. 2023/7772 sayılı kararında, "Birden fazla parsel üzerinde kurulu olan sitede ... henüz toplu yapı yönetimine geçilmediği anlaşılmakta olup uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir" tespitine yer verilmiştir.
Somut bir uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tayini bakımından öncelikle taşınmazın tapu kaydı ve fiili durumu incelenmeli; kat irtifakı veya mülkiyeti kurulup kurulmadığı, parsel durumu ve fiili kullanım oranı tespit edilmelidir. YANLIŞ MAHKEMEDE AÇILAN DAVA, GÖREVSİZLİK KARARI VE YARGILAMANIN UZAMASI SONUCUNU DOĞURUR.
II. Ortak Yerler, Mimari Projenin Korunması ve Yapı Kayıt Belgesi
Ortak yerlerin kapsamı KMK'nın 4. maddesinde sayılmış, kat maliklerinin ortak mülkiyet esasları ise 16. maddede düzenlenmiştir. KMK'nın 16. maddesi uyarınca, "Kat malikleri anagayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar". Taşıyıcı unsurlar, çatılar, ortak tesisat ve alanlar kanuni ortak yer niteliğindedir.
1. Mimari projeye aykırılık. KMK'nın 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "Kat malikleri, anagayrimenkulün bakımına ve mimarı durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar". İkinci fıkra gereğince, "Kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz". Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2025 tarihli, E. 2024/12222 ve K. 2025/12809 sayılı kararında, "634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19 uncu maddesi uyarınca her kat maliki ana gayrimenkulün mimari durum ve güzelliğini korumaya mecbur olup, dosya kapsamı ile aksinin ispatlanamadığı ve yapılan müdahalelerin ortak alanlardaki kat maliklerinin mülkiyet hakkı aleyhine olduğu gözetildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir" denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02.07.2019 tarihli, E. 2019/2414 ve K. 2019/4745 sayılı kararında ise ortak yerlere müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi davalarında "mimari projenin yerinde uygulanmak suretiyle öncelikle ortak yerlerin ve müdahalelerin hiç bir kuşkuya yer vermeksizin tespiti ile krokiyede bağlanmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir" denilmiş; kat mülkiyetinin kuruluşundan sonra herhangi bir proje tadilatının yapılmadığının anlaşılması hâlinde kat mülkiyetinin kuruluşuna esas mimari projenin uzman bilirkişi heyetiyle yerinde uygulanması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
2. Yapı Kayıt Belgesinin kat mülkiyeti hukukuna etkisi. Kat Mülkiyeti Kanununun 19/2 fıkrasında; kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana gayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. Uygulamada yapı kayıt belgesiyle ortak alanlarda bu tarz değişiklikler yaparak bunun hukuka uygun olduğunun ileri sürüldüğü durumlar vardır. Ancak Yargıtay uygulamalarından da anlaşıldığı üzere yapı kayıt belgesi gerekçe gösterilerek ortak yerlerde yapılan boya badana, inşaat, onarım ve tesislerin hukuki bir dayanağı yoktur.
İmar Barışı çerçevesinde düzenlenen yapı kayıt belgeleri bakımından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinde "Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 01.12.2025 tarihli, E. 2025/8003 ve K. 2025/15770 sayılı kararına konu davada bölge adliye mahkemesi, diğer gerekçelerinin yanında "yapı kayıt belgesinin alınmasının 3194 sayılı Kanun'da aykırılığa ilişkin olduğu, tüm kat maliklerinin onayı alınmadığı ve buna uygun proje değişikliği yapılmadığı için eldeki davanın esasına etkili olmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurularını esastan reddetmiş; Daire ise bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırarak ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararını, infaza ilişkin kısmı hükümden çıkarmak suretiyle düzelterek onamıştır. Yapı kayıt belgesine ilişkin idari yargı içtihadında da şu kararlar bulunmaktadır: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07.03.2023 tarihli, E. 2023/7 ve K. 2023/8 sayılı kararında, korunan (sit) alanlarda ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'ndan izin alınmadan inşa edilen yapılar hakkında yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceği ve düzenlenen belgenin ilgililere herhangi bir hak bahşetmeyeceği sonucuna varılmıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27.02.2025 tarihli, E. 2024/1875 ve K. 2025/463 sayılı kararında ise, yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek alanlarda bulunan yapılara ilişkin belgelerin iptali halinde dahi, Geçici 16. maddenin verdiği düzenleme yetkisine dayanılarak öngörülen ve "yapı kayıt belgesi bedelinin iade edilmemesine yönelik olan" Tebliğ hükmünün normlar hiyerarşisine uygun olduğuna karar verilmiştir.
1. Müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davaları. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2025 tarihli, E. 2024/10313 ve K. 2025/3509 sayılı ilamında, uyuşmazlık müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davası olarak nitelendirilmiş; benzer şekilde 03.02.2025 tarihli, E. 2024/8896 ve K. 2025/1090 sayılı kararında uyuşmazlığın KMK'nın 19 uncu ve 33 üncü maddeleri kapsamında kaldığı tespit edilmiştir.
2. Zorunlu güçlendirme istisnası. KMK'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz. KMK'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kat maliklerinden her biri, aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça, bütün ortak yerlerin güçlendirme ve onarım giderlerine kendi arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür.
III. Yönetim, Ortak Giderler ve İşletme Projesi
1. Yönetim yetkisi ve kat malikleri kurulu. KMK'nın 27. maddesi uyarınca, "Anagayrimenkul, kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartiyle, bu kurul tarafından kararlaştırılır". Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2019 tarihli, E. 2019/225 ve K. 2019/937 sayılı kararında, "Kanunun 27. maddesi gereğince aynı parseldeki bir kısım maliklerin anagayrimenkulün kat malikleri toplantılarından ve yönetiminden hariç bırakılması mümkün değildir" denilerek hiçbir kat malikinin yönetim süreçlerinden dışlanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
2. Genel giderlere katılım ve gecikme tazminatı: KMK'nın 20. maddesi uyarınca kat malikleri, aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça kapıcı, bekçi gibi giderlere eşit; sigorta primi, bakım, onarım ve işletme giderlerine arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, ödemede gecikilen günler için aylık yüzde beş (%5) gecikme tazminatı ödenir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 22.05.2019 tarihli, E. 2019/920 ve K. 2019/3586 sayılı kararında, "ortak giderden payına düşeni ödemeyen bağımsız bölüm malikinin, ödemede geciktiği günler için ödemekle yükümlü bulunduğu gecikme tazminatının başlangıç gününün açıkça saptanmış olması gerekir" denilerek bu tarihin duraksamaya yer vermeksizin tespiti aranmıştır.
KMK'nın 22. maddesine göre; apartman veya site gibi çeşitli bağımsız bölümlerden bir araya gelen toplu yaşam alanlarında, mülkiyet sahibinin oturmadığı ancak kiraya verdiği bağımsız bölümlerde, genel giderlere katılmayan kat malikinin kiracısından kat malikinin ödemekle yükümlü olduğu genel giderler talep edilebilir. Ancak kiracının sorumluluğu kat malikine ödemekle yükümlü olduğu kira parasıyla sınırlıdır. Kat malikinden bu yolla da genel giderlerin tahsilatı yapılamazsa, ilgili taşınmaz üzerine genel gider miktarı kadar ipotek konulabilir. Kat malikinin halen ödememek de ısrar etmesi halinde ilgili taşınmazın mülkiyet hakkının devri dahi söz konusu olabilecektir.
Kiracının giderlerden sorumluluğu: KMK'nın 22. maddesi uyarınca kiracılar da ödemelerden müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Ancak kiracının ödeme sorumluluğu, kira miktarı ile sınırlıdır. Taraflar arasında ayrıca bir anlaşma olmadıkça, kiracının yaptığı ödeme kira borcundan düşülür.
1. İşletme projesinin icra hukukundaki niteliği ve 2026 değişiklikleri. KMK'nın 37. maddesi uyarınca, "Kesinleşen işletme projeleri veya kat malikleri kurulunun işletme giderleri ile ilgili kararları, İcra ve İflas Kanununun 68 inci maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılır". KMK'nın 35. maddesinin (d) bendi uyarınca yöneticinin görevleri arasında "kat maliklerinden işletme projesi onaylanıncaya kadar avansın toplanması" yer almaktadır. 7 Mayıs 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilen ve 22 Mayıs 2026 tarihli, 33261 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7579 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile KMK'nın 37. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Söz konusu değişiklikle, işletme projesinin kat malikleri genel kurulunda onaylanacağı; kat malikleri kurulunca kabul edilmiş işletme projesi yoksa, en geç üç ay içinde kat malikleri kurulunda onaylanıncaya kadar yöneticinin gecikmeksizin geçici bir işletme projesi yapacağı, bu projenin kat maliklerine veya bağımsız bölümden fiilen yararlananlara bildirileceği ve en geç üç ay içinde aynen veya değiştirilerek kabulüne yönelik genel kurulda karar alınacağı hükme bağlanmıştır. Mevcut bir işletme projesi bulunması hâlinde ise geçici proje bedelinin, yürürlükteki işletme projesi bedelinin bir önceki yıla ilişkin yeniden değerleme oranını aşmaması kaydıyla belirleneceği hükme bağlanmıştır.
2. Alacak takiplerinde tebliğ şartı. Kat malikine veya kiracıya usulüne uygun tebliğ edilmemiş işletme projesine dayalı icra takipleri itiraz halinde duracağından, tebligat parçalarının takip talebine eklenmesi gerekmektedir. Tebligatın usulüne uygun yapılması durumu, genel giderlerin ödenmemesi durumunda yapılan icra takiplerine uygulanacak aylık yüzde 5 faizin geçerli olabilmesinde de önemlidir. Uygulamada karşılaşıldığı üzere usulüne uygun tebliğ edilmemiş işletme projeleri olduğu ileri sürülerek aylık uygulanacak faiz oranına itiraz edildiği ve mahkeme kararlarında da bu itirazın kabul gördüğü gözlemlenmektedir.
3. Yöneticinin sorumluluğu ve hesap verme yükümlülüğü. KMK'nın 38. maddesi uyarınca, "Yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur". Aynı Kanun'un 39. maddesi gereğince yönetici, yönetim planında yazılı zamanlarda, böyle bir zaman gösterilmemişse her takvim yılının birinci ayı içinde anagayrimenkule ait gelir ve gider hesabını kat malikleri kuruluna sunmakla yükümlü olup, kat maliklerinin yarısının talebi halinde bu sürelerin dışında da hesap verilmesi istenebilir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2016 tarihli, E. 2015/10204 ve K. 2016/10114 sayılı kararında, "Yöneticinin kat malikleri kurulunca ibra edilmiş olması onu, yöneticilik yaptığı dönemde usulsüz yaptığı harcamalar ve zimmetine geçirdiği paralar nedeniyle kat maliklerine verdiği zararlardan dolayı sorumluluktan kurtarmaz" denilmiştir.
IV. Toplu Yapılarda Yönetim Planı Değişikliği
Yönetim planı değişikliği nisabı, tekil anataşınmazlar ile toplu yapılar bakımından farklı hükümlere tabidir ve bu ayrımın 2026 değişikliği sonrasında güncel haliyle gözetilmesi gerekmektedir.
1. Tekil anataşınmazlarda nisap: KMK'nın 28. maddesi çerçevesinde, tek parselde kurulu anataşınmazlarda yönetim planının değiştirilebilmesi için kat maliklerinin beşte dördünün (4/5) oyu aranmaya devam etmektedir; bu hususta 7579 sayılı Kanun ile herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.
2. Toplu yapılarda nisap: KMK'nın 70. maddesi, toplu yapılara ilişkin özel hükümler bölümünde yönetim planı değişikliğinin nisabını düzenlemektedir. Buna göre toplu yapılarda yönetim plânının değiştirilebilmesi için, toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tamsayısının üçte ikisinin oyu şarttır; geçici yönetimle ilgili yönetim plânı hükümleri ise toplu yapı alanındaki bağımsız bölüm maliklerinin üçte ikisinin oylarıyla değiştirilebilir. 7579 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle maddeye eklenen fıkrada ise, "Yönetim planlarının bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz" denilmiştir. BU DEĞİŞİKLİK YALNIZCA TOPLU YAPILARI KAPSAMAKTA OLUP, TEKİL BİNALARDAKİ BEŞTE DÖRTLÜK NİSABI ETKİLEMEMEKTEDİR.
V. Blok Yöneticisi ve Toplu Yapı Temsilciler Kurulu
KMK'nın 69. maddesine göre;
1. Ortak yerleri bulunan blok yapılarının her biri, kendi sorunlarına ve yalnız o bloğa ait ortak yerlere ilişkin olarak, o blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan blok kat malikleri kurulunca yönetilir.
2. Toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler bu kapsamda yer alan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan toplu yapı kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır. Bu yetki, yönetim planında toplu yapı temsilciler kuruluna verilebilir.
3. Yönetim planında başka türlü düzenlenmemişse, toplu yapı temsilciler kurulu, blok yapılarda her blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerince seçilen blok yöneticileri ve blok niteliğinde olmayan yapıların bağımsız bölüm maliklerince seçilen temsilcilerden oluşur. Toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin sayısı ve nasıl seçileceği toplu yapının özelliği dikkate alınarak yönetim planında belirtilir. Toplu yapı temsilciler kurulunda bu yöneticiler ve temsilciler yönettikleri ve temsil ettikleri bağımsız bölüm sayısı kadar oy hakkına sahiptirler.
Yanlış yapılan yaygın uygulamaya göre, yönetici seçimleri için toplanılan ilk genel kurulda katılanların salt çoğunluğuyla veya ilk toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamazsa ikinci toplantıda katılanların salt çoğunluğu ile yönetici seçimi yapılarak hareket edilmektedir. Ancak bu şekilde yapılan usule aykırı seçimlerin mahkeme kararıyla iptal edilmesi ve o güne kadar yapılmış olan iş ve işlemlerin de kaldırılması gündeme gelebilmektedir.
Yönetici seçimleri için aranan çoğunluk, çifte çoğunluk gerektiren nitelikli çoğunlukla alınması gereken kararlardandır. Yani yönetici seçilirken tüm kat malikleri sayısının ve tüm arsa payı miktarının; hem kat maliki sayısı hem de arsa payı miktarının salt çoğunluğunu sağlaması gerekmektedir.
VI. Hak Düşürücü Süreler
KMK'nın 33. maddesi uyarınca kat malikleri kurulu kararlarının iptali davalarında, toplantıya katılan ancak aykırı oy kullanan malikler için karar tarihinden itibaren bir ay, toplantıya katılmayan malikler için öğrenmeden itibaren bir ay ve her hâlde karar tarihinden itibaren altı ay içinde dava açılması gerekmektedir. Kararın yok hükmünde olması veya mutlak butlanla sakat olması hallerinde bu süreler aranmaksızın tespit davası her zaman açılabilir.
Sonuç
Kat Mülkiyeti Kanunu uygulamasında görevli mahkemenin tayini, taşınmazın hukuki rejiminin (tek parsel, kat irtifakı, toplu yapı) doğru tespitine; ortak alanlara ilişkin uyuşmazlıklarda onaylı mimari projenin sınırlarına; genel giderler ve işletme projesi bakımından 7579 sayılı Kanun ile 634 sayılı Kanun'un 37. maddesinde yapılan güncel düzenlemelere; toplu yapı yönetim planı değişikliklerinde ise 70. maddede öngörülen üçte iki nisabına dayanmaktadır. Usul hukuku bakımından ise KMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca görev kuralına ve 33. maddedeki dava açma sürelerine riayet edilmesi gerekmektedir.
Kat Mülkiyeti Kanunu kesin ve teknik kurallar içermektedir. Uygulamada yaşanan sıkıntılar ve mahkemelerin önüne gelen uyuşmazlıklarda kanun uygulamasının yeterince bilinmediği ve her toplu veya tekli yaşam sağlanan alanların yönetim usulünün standart olmadığı, kendine özgü tarz oluşturma yoluna gidildiği görülmektedir. Kanun uygulamasına uygun olmayan her türlü durumda yapılan işlemlerin iptali ve ilgililerin tazminat ödemeye mahkûm edilmesi sonuçları doğmaktadır.

